Danimarkalı deniz taşımacılığı devi Maersk, ABD'nin önümüzdeki aylarda yürürlüğe koyması beklenen yeni gümrük vergileri öncesinde Amerikan şirketlerinin yoğun stokçuluk yapmasıyla navlun talebinin beklenenden fazla artması üzerine 2025 yılı kâr beklentisini yükseltti. Şirket, yayımladığı güncellenmiş mali görünümde, faiz ve vergi öncesi kâr (FVÖK) tahminini 6-8 milyar dolar aralığından 8-10 milyar dolara çıkardı. Bu revizyon, küresel ticaretteki belirsizliklere rağmen konteyner taşımacılığındaki güçlü talebin sürdüğünü gösteriyor. Maersk'in bu adımı, lojistik sektöründe yaklaşan tarife değişikliklerinin yarattığı dalgalanmanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Tarife Öncesi Stokçuluk Dalgası
ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim kampanyasında vaat ettiği ve iş başına gelmesinin ardından hızla hayata geçirmeye başladığı yeni gümrük vergileri, Amerikan şirketlerini tedarik zincirlerini yeniden gözden geçirmeye itti. Özellikle Çin ve diğer Asya ülkelerinden yapılan ithalata getirilmesi planlanan yüzde 60'a varan ek vergiler, ithalatçıları ürünlerini mümkün olduğunca erken ve ucuza stoklamaya yöneltti. Bu durum, Pasifik rotasındaki konteyner navlunlarını rekor seviyelere taşıdı. Maersk, bu talebin sadece kısa vadeli bir dalgalanma olmadığını, en azından yılın ilk yarısına kadar süreceğini öngörüyor. Şirket CEO'su Vincent Clerc yaptığı açıklamada, "Müşterilerimiz tedarik zincirlerini yeniden yapılandırırken biz de onlara en verimli ve güvenilir hizmeti sunmak için kapasitemizi artırıyoruz" dedi.
Öte yandan, bu stokçuluk dalgası, lojistik sektöründe kapasite sıkışıklığına ve bazı limanlarda gecikmelere yol açıyor. Özellikle Batı Yakası limanlarında işlem hacmi son iki ayda yüzde 30 arttı. Analistler, bu durumun kısa vadede navlun gelirlerini şişireceğini ancak tarifelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte talep düşüşü yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Maersk ise beklentilerini yükseltirken, 2025'in ikinci yarısına dair ihtiyatlı bir iyimserlik taşıdığını sinyali veriyor.
Küresel Ticarette Yeni Dönem
ABD'nin korumacı ticaret politikalarına dönüşü, küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendiriyor. Avrupa ve Asya merkezli şirketler, ABD pazarına erişimlerini garanti altına almak için Meksika ve Kanada gibi alternatif üretim üslerine yönelirken, deniz taşımacılığı rotaları da çeşitleniyor. Maersk'in kâr beklentisini yükseltmesi, bu dönüşümün ilk kazananlarından biri olduğunu gösteriyor. Ancak uzmanlar, uzun vadede ticaret savaşlarının küresel ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceği ve navlun talebini olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) Baş Ekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, "Tarifeler kısa vadede bazı sektörleri koruyabilir ancak küresel ticareti daraltarak herkes için kayıp yaratma potansiyeli taşıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Bu ortamda, Çin ve AB arasında da benzer gümrük vergisi gerilimleri yaşanıyor. AB, Çin elektrikli araçlarına yönelik soruşturma başlatırken, Çin de bazı Avrupa ürünlerine misilleme yapmaya hazırlanıyor. Maersk'in kâr revizyonu, bu çok taraflı ticaret geriliminin ortasında lojistik devlerinin kısa vadeli kazançlarını artırdığına işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin yeni gümrük vergilerine doğrudan bir hedef olmamakla birlikte, küresel ticaretteki bu korumacı dalgadan etkilenecektir. Türkiye'nin özellikle otomotiv, tekstil ve beyaz eşya gibi ihracat kalemlerinde ABD'ye yönelik satışları, artan Çin rekabeti ve Asya'dan kayan tedarik zincirlerinden fırsatlar doğurabilir. Ancak, küresel talebin daralması ve navlun maliyetlerinin yükselmesi, ihracatçıların rekabet gücünü zayıflatabilir. Türkiye'nin, lojistik altyapısını güçlendirerek ve yeni ticaret koridorlarına entegre olarak bu dönüşümden avantaj elde etmesi mümkün görünüyor. Özellikle Orta Koridor ve Türk Devletleri ile artan ticaret hacmi, ABD odaklı riskleri dengeleyebilir.