Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Suriye'de Beşar Esad rejiminin çöküşünün ardından başkent Şam'a ayak basan ilk Batılı lider oldu. Macron'u Şam Havalimanı'nda Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani karşıladı. Ziyaret, Fransa'nın yeni Suriye yönetimiyle diplomatik ilişkileri normalleştirme ve bölgedeki nüfuzunu yeniden tesis etme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Ziyaretin arka planı ve diplomatik anlamı
Macron'un ziyareti, Suriye'de 61 yıllık Baas yönetiminin ve Esad ailesinin 54 yıllık iktidarının sona ermesinin ardından gerçekleşiyor. Esad rejiminin muhalif grupların kontrolüne geçmesiyle birlikte Suriye'de yeni bir siyasi dönem başlamıştı. Fransa, Esad döneminde Suriye'ye yönelik sert bir tutum sergilemiş ve muhalefeti desteklemişti.
Fransa Cumhurbaşkanı'nın Şam ziyareti, sadece iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden başlatılması değil, aynı zamanda Avrupa Birliği'nin Suriye'ye yönelik politikasında da bir dönüm noktası olarak yorumlanıyor. Macron, Suriye'nin yeniden inşası ve siyasi geçiş sürecinde Fransa'nın aktif bir rol oynayacağının sinyallerini verdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Fransa'nın bu hamlesi, Ortadoğu'da güç dengelerini yeniden şekillendirebilir. Esad sonrası dönemde Suriye'nin siyasi haritasının çizilmesinde Batılı ülkelerin ne kadar etkili olacağı merak konusu. Rusya ve İran'ın Esad rejiminin başlıca destekçileri olduğu göz önüne alındığında, Fransa'nın erken bir ziyaretle Suriye'de varlık göstermesi, Moskova ve Tahran'ı rahatsız edebilir.
Öte yandan, Macron'un ziyareti, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını azalttığı bir dönemde Fransa'nın Ortadoğu'da daha bağımsız bir aktör olma arayışını yansıtıyor. Suriye'nin yeniden inşası için Batılı yatırımların gerekliliği ve insani krizin boyutları, uluslararası toplumun koordineli bir yaklaşımını gerektiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Şam ziyareti, Türkiye'nin Suriye politikası üzerinde doğrudan etkili olabilir. Türkiye, Esad sonrası dönemde Suriye'nin toprak bütünlüğü ve PKK/YPG tehdidi konularında hassasiyetini koruyor. Fransa'nın Suriye'de artan nüfuzu, özellikle kuzeydoğuda PKK/YPG ile işbirliği yapan ABD'nin etkisini dengeleyebilir. Ancak Fransa'nın bu girişimi, Ankara'nın terörle mücadele ve sığınmacıların geri dönüşü hedefleriyle uyumlu olmayan adımlar atması halinde Türkiye için yeni bir diplomatik rekabet alanı yaratabilir. Bölgesel istikrar arayışı, Türkiye'nin Suriye'deki çıkarlarını korumak için daha aktif bir diplomasi yürütmesini zorunlu kılıyor.