Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Birliği'nin otomobil politikasına ilişkin Almanya ile Fransa arasında bir anlaşmanın “yakın” olduğunu söyledi. Anlaşma, Avrupa'nın içten yanmalı motorları aşamalı olarak kaldırma planını geri çekecek ve kıtada otomobil üretimini artırarak Çin'in artan rekabetiyle mücadele etmeyi amaçlayacak. Macron'un açıklaması, AB'nin 2035'ten itibaren yeni benzinli ve dizel araç satışlarını yasaklama kararının gözden geçirilmesi yönünde artan baskıların ortasında geldi.
Gelişmenin arka planı
Avrupa Birliği, 2023 yılında kabul ettiği düzenlemeyle 2035 yılından itibaren fosil yakıtla çalışan yeni otomobillerin satışını yasaklamayı planlıyor. Ancak bu karar, özellikle Almanya'da otomotiv sektörü ve bazı siyasi çevrelerden sert eleştiriler aldı. Almanya, elektrikli araçlara geçişin altyapı ve maliyet açısından zorluklarına dikkat çekerek, sentetik yakıtlar (e-fuels) konusunda istisna talep etmişti. Fransa ise genel olarak elektrikli araç dönüşümünü desteklemekle birlikte, Avrupa'nın Çin'e karşı rekabet gücünü koruması gerektiğini vurguluyor.
Macron'un açıklaması, iki ülkenin uzun süredir devam eden müzakerelerinde bir uzlaşmaya yaklaşıldığını gösteriyor. Anlaşmanın detayları henüz netleşmemekle birlikte, içten yanmalı motorların aşamalı kaldırılmasının birkaç yıl ertelenebileceği ve hibrit araçlara daha fazla alan tanınabileceği belirtiliyor. Ayrıca, Avrupa'da batarya üretimi ve elektrikli araç şarj altyapısına yönelik yatırımların artırılması da masada.
Almanya ve Fransa arasındaki bu uzlaşma, AB'nin otomobil politikasında önemli bir dönüm noktası olabilir. Zira 2035 hedefi, AB'nin Yeşil Mutabakat kapsamındaki iklim taahhütlerinin bir parçası. Ancak sanayi lobileri, elektrikli araç pazarında Çinli üreticilerin hızla pay kazanması karşısında Avrupalı üreticilerin korunması gerektiğini savunuyor. Macron'un “Çin rekabetiyle mücadele” vurgusu da bu endişeyi yansıtıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
AB'nin otomobil politikasındaki bu olası değişiklik, küresel otomotiv sektöründe önemli yankı uyandırabilir. Çin, dünyanın en büyük elektrikli araç pazarı ve üreticisi konumunda. Avrupa'nın içten yanmalı motorlardan çıkışı ertelemesi, Çinli üreticilerin Avrupa pazarındaki genişlemesini yavaşlatabilir. Öte yandan, AB'nin iklim hedeflerinden geri adım atması, uluslararası iklim müzakerelerinde olumsuz bir örnek teşkil edebilir.
Almanya ve Fransa'nın ortak tutumu, AB içinde diğer ülkeleri de etkileyebilir. Özellikle otomotiv sanayisinin güçlü olduğu İtalya, İspanya ve Doğu Avrupa ülkeleri, benzer esneklik taleplerini dile getirebilir. Bu durum, AB'nin 2035 hedefini yumuşatmasına yol açabilir. Ancak çevre örgütleri ve bazı kuzey Avrupa ülkeleri, iklim hedeflerinden sapma olarak nitelendirdikleri bu girişime karşı çıkabilir.
Küresel ölçekte ise, ABD'nin Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) kapsamında elektrikli araç üretimine sağladığı teşvikler, Avrupa'nın rekabet gücünü zorluyor. Avrupa, hem Çin hem de ABD ile rekabet edebilmek için sanayi politikasında daha korumacı ve esnek bir yaklaşım benimsemeye yöneliyor. Macron'un açıklaması, bu yeni yaklaşımın bir yansıması olarak görülebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa'nın önemli otomotiv üretim merkezlerinden biri ve AB ile Gümrük Birliği üyesi. AB'nin içten yanmalı motorları kaldırma planını ertelemesi, Türk otomotiv sektörü için kısa vadede olumlu olabilir; zira sektör hâlâ büyük ölçüde içten yanmalı araç üretimine dayanıyor. Ancak uzun vadede, elektrikli araç dönüşümüne yatırım yapılmazsa rekabet gücü azalabilir. Ayrıca, AB'nin Çin'e karşı korumacı önlemleri, Türkiye'nin Çin ile ticari ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye, denge politikası izleyerek hem AB pazarında hem de Çin ile işbirliğinde kazançlı çıkmaya çalışacaktır.