Macaristan'da iktidar ortağı Tisya Partisi, eski Başbakan Viktor Orban döneminde kurulan ve muhalif siyasetçileri, gazetecileri 'yabancı çıkarlarına hizmet etmekle' damgalayan Egemenlik Koruma Ofisi'nin kapatılması için parlamentoya yasa tasarısı sundu. Tasarı, Budapeşte'de 3 Haziran'da açıklanan gerekçede, ofisin demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı ve ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı bir araç haline geldiği vurgulanıyor.
Gelişmenin arka planı
Egemenlik Koruma Ofisi, 2018 yılında Viktor Orban liderliğindeki Fidesz hükümeti tarafından kurulmuştu. Kurumun resmi görevi, Macaristan'ın ulusal egemenliğini tehdit eden yabancı kaynaklı müdahaleleri tespit etmekti. Ancak uygulamada, ofis özellikle Avrupa Birliği fonlarını kullanan sivil toplum kuruluşları, muhalefet partileri ve bağımsız gazetecileri hedef aldı. Ofis, bu kişi ve kuruluşları 'yabancı çıkarlarına hizmet etmekle' suçlayan raporlar yayımlayarak kamuoyunda itibarsızlaştırmayı amaçladı.
Macaristan'da Nisan 2022'de yapılan genel seçimlerin ardından siyasi atmosferde değişim sinyalleri belirmeye başladı. Orban'ın uzun süreli iktidarına karşı muhalefetin güçlenmesi ve AB ile yaşanan hukuk devleti krizi, ofisin varlığını tartışmaya açtı. Tisya Partisi, 2024 yılında yapılan parlamento seçimlerinin ardından kurulan koalisyon hükümetinde yer alıyor ve özellikle yargı bağımsızlığı, medya özgürlüğü ve yolsuzlukla mücadele konularında reform vaat ediyor.
Egemenlik Koruma Ofisi'nin kapatılması için sunulan yasa tasarısı, mecliste geniş bir destek buldu. Tasarının gerekçesinde, ofisin 'siyasi bir baskı aracına dönüştüğü' ve 'Macaristan'ın AB üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiği' belirtiliyor. Tasarının önümüzdeki haftalarda yasalaşması bekleniyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Macaristan'daki bu gelişme, Orta ve Doğu Avrupa'da son yıllarda artan popülist ve otoriter eğilimlere karşı bir denge unsuru olarak değerlendiriliyor. Orban'ın 'illiberal demokrasi' modeli, Polonya, Slovenya ve Slovakya gibi ülkelerde de benzer uygulamalara ilham kaynağı olmuştu. Egemenlik Koruma Ofisi'nin kapatılması, AB'nin hukukun üstünlüğü konusundaki endişelerini bir ölçüde giderebilir. Brüksel, Macaristan'a yönelik bütçe kesintileri ve fon blokajlarıyla ilgili süreçte bu adımı olumlu karşılayabilir.
Öte yandan, ofisin kapatılması, Macaristan'da hâlâ güçlü bir tabana sahip olan Orban ve Fidesz hareketi içinde rahatsızlık yaratabilir. Orban, ofisi 'ulusal egemenliğin koruyucusu' olarak savunmuş, kapatma girişimini 'yabancı güçlerin oyunu' olarak nitelendirmişti. Bu nedenle, Ofis'in kapatılması siyasi bir çatışmayı da beraberinde getirebilir. Ancak mevcut hükümetin parlamentodaki çoğunluğu göz önüne alındığında, tasarının geçmesi muhtemel görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'da Egemenlik Koruma Ofisi'nin kapatılması, Türkiye açısından dolaylı da olsa önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye'de de benzer şekilde 'milli güvenlik' ve 'egemenlik' söylemleriyle oluşturulan kurum ve düzenlemeler, muhalefet ve sivil toplum üzerinde baskı aracı olarak eleştiriliyor. AB'nin Macaristan'a yönelik tutumu, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde de bir referans noktası olabilir. Ayrıca, Macaristan'ın bu adımı, Orta Avrupa'da hukukun üstünlüğü ve demokrasi alanında yaşanan dönüşümün bir parçası olarak, Türkiye'nin bölgesel politikalarını etkileyebilecek bir gelişmedir. Ancak doğrudan bir etkiden söz etmek için henüz erkendir.