Macaristan'da sağcı lider Viktor Orban'ın nisan ayındaki seçim yenilgisinin ardından Budapeşte'de düzenlenen ilk Onur Yürüyüşü, 27 Haziran Cumartesi günü tarihi bir katılımla gerçekleşti. 40 dereceyi aşan rekor sıcaklıklara rağmen 10 binden fazla kişi, kent merkezinde büyük gökkuşağı ve Avrupa Birliği bayrakları taşıyarak yürüdü. Etkinlik, 1996'dan bu yana her yıl düzenlenen Budapeşte Onur Haftası'nın en kalabalık yürüyüşlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin Arka Planı: Orban Sonrası Dönemin İlk Mesajı
Viktor Orban'ın Fidesz partisi, 3 Nisan 2022'de yapılan genel seçimlerde muhalefet ittifakına karşı çoğunluğu kıl payı kaybetmiş ve ülkede 12 yıllık kesintisiz iktidar dönemi sona ermişti. Orban'ın popülist ve muhafazakâr politikaları, özellikle LGBTİ+ hakları konusunda sert bir tutum sergilemesine yol açmış; 2021'de kabul edilen bir yasayla 18 yaş altındakilere eşcinsellik veya cinsiyet değiştirmeyi 'normalleştiren' içeriklerin okullarda yasaklanması ve kamu spotlarında LGBTİ+ bireylerin görünürlüğünün kısıtlanması sağlanmıştı. Bu yasa, AB tarafından sert bir şekilde eleştirilmiş ve Macaristan'a karşı hukukun üstünlüğü prosedürü başlatılmasına neden olmuştu.
Orban'ın yenilgisi, ülkede sosyal ve kültürel alanlarda kısmi bir rahatlama beklentisi yarattı. Ancak yeni hükümet, muhalefet ittifakının dağılması ve anlaşmazlıklar nedeniyle henüz tam anlamıyla kurulamazken, Onur Yürüyüşü, sivil toplumun değişim talebini somut bir şekilde ortaya koydu. Yürüyüşe katılanlara göre, bu yılki etkinlik sadece bir kutlama değil, aynı zamanda siyasi bir duruştu. Katılımcılar, Orban döneminde kazanılan hakların geri alınmasına karşı mücadele ettiklerini ve yeni hükümetten daha kapsayıcı politikalar beklediklerini ifade etti. Etkinlik organizatörleri, katılımın beklentilerin üzerinde olduğunu belirterek, 'Halk artık korkmuyor. Sokakları geri alıyoruz' mesajı verdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: AB Değerleri İçin Bir Sınav
Budapeşte Onur Yürüyüşü, sadece Macaristan için değil, Avrupa Birliği'nin temel değerleri açısından da sembolik bir öneme sahip. Orban, AB'nin liberal demokrasi normlarına meydan okuyan politikalarıyla Brüksel ile sık sık karşı karşıya gelmiş ve Macaristan, Polonya ile birlikte AB fonlarının kesilmesi tehdidiyle karşı karşıya kalmıştı. Yeni dönemde, Başbakanlık koltuğuna muhalefetin ortak adayı ve reformcu isim Péter Márki-Zay'ın geçmesi beklenirken, ülkenin AB ile ilişkilerini düzeltmesi ve hukukun üstünlüğü konusunda adımlar atması öngörülüyor.
Onur Yürüyüşü, bu değişimin ilk somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Yürüyüşte AB bayraklarının yoğun olarak kullanılması, katılımcıların Avrupa entegrasyonuna ve ortak değerlere bağlılığını vurguladı. Ayrıca, bölgedeki diğer ülkeler için de ilham kaynağı olabilecek bir eylem olarak nitelendiriliyor. Polonya'da da benzer bir muhafazakâr iktidar dönüşümü yaşanırken, Macaristan'daki bu gelişme, Orta Avrupa'da LGBTİ+ hakları mücadelesine yeni bir ivme kazandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'daki bu gelişme, Türkiye'nin AB ile ilişkileri ve iç siyasetindeki LGBTİ+ hakları tartışmaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Orban'ın yenilgisi, Türkiye'deki muhalefet çevrelerinde 'otoriterleşme' ve 'demokrasi' söylemleriyle sıkça analoji olarak kullanılıyor. Budapeşte'deki Onur Yürüyüşü'nün yüksek katılımla gerçekleşmesi, Türkiye'de de benzer etkinliklerin yasaklanmasına karşı bir argüman olarak öne sürülebilir. Ayrıca, AB'nin temel değerlerine vurgu yapan bu tür etkinlikler, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde insan hakları ve azınlık hakları konularında atması gereken adımları hatırlatıyor. Ancak doğrudan bir Türkiye etkisinden söz etmek güç; zira iki ülkenin siyasi koşulları ve toplumsal dinamikleri oldukça farklı. Yine de, küresel ölçekte LGBTİ+ hakları mücadelesinin yükselişi, Türkiye'deki ilgili gruplar için uluslararası dayanışma ağlarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.