Macaristan'ın LGBTQ+ topluluğu, 24 Haziran Cumartesi günü Budapeşte'de düzenlenecek yıllık Onur Yürüyüşü öncesinde, Viktor Orban'ın 16 yıl süren eski hükümeti döneminde aşındırılan haklarının geri getirilmesini talep ediyor. Aktivisler ve topluluk üyeleri, son yıllarda gerçekleşen yasal düzenlemelerin eşcinsel, biseksüel, trans ve queer bireylerin yaşamını zorlaştırdığını belirtiyor. Özellikle 2021 yılında kabul edilen ve 18 yaş altındakilere yönelik cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularını ele alan materyallerin yasaklanmasını öngören yasa, ulusal ve uluslararası düzeyde büyük tepki çekmişti. Avrupa Birliği, bu yasayı LGBTQ+ haklarına yönelik bir ihlal olarak değerlendirirken, Macar hükümeti ise çocukların korunması amacıyla hareket ettiğini savunuyor.
Arka plan: Orban döneminde hak kayıpları
2010 yılında iktidara gelen Viktor Orban ve Fidesz partisi, başlangıçta LGBTQ+ hakları konusunda nispeten ılımlı bir politika izlemişti. Ancak 2017 yılında Budapeşte'deki bir fast food restoranında bir eşcinsel çiftin öpüşmesine tepki olarak başlatılan bir kampanya, hükümetin LGBTQ+ karşıtı söylemini sertleştirmesine yol açtı. Orban, geleneksel aile değerlerini vurgulayan muhafazakar bir politika benimseyerek, LGBTQ+ haklarını 'Avrupa değerleri' ile çatışan bir unsur olarak tanımladı. 2018 yılında, cinsiyet değiştirme sürecini zorlaştıran yasalar çıkarıldı ve trans bireylerin yasal cinsiyet değişikliği yapması engellendi. 2021'deki yasa ile birlikte, okullarda cinsel eğitim programları kısıtlandı ve LGBTQ+ içerikli kitapların kütüphanelerden kaldırılması teşvik edildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu düzenlemeleri eleştiren kararlar alırken, Macaristan Anayasa Mahkemesi ise hükümetin politikalarını destekleyen yorumlar yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut
Macaristan'daki LGBTQ+ karşıtı politikalar, sadece ülke içinde değil, aynı zamanda Avrupa Birliği genelinde de yankı buldu. AB Komisyonu, Macaristan'ı hukukun üstünlüğü ve temel haklar ihlalleri nedeniyle defalarca uyardı ve 2022 yılında ülkeye yönelik milyarlarca avroluk fonları bloke etti. Polonya ile birlikte Macaristan, AB içinde LGBTQ+ hakları konusunda en muhafazakar duruşu sergileyen ülkeler arasında yer alıyor. Bu durum, AB'nin ortak değerlerine yönelik bir meydan okuma olarak değerlendiriliyor ve birlik içinde derin bir ayrışmaya işaret ediyor. Küresel ölçekte ise, Macaristan'ın politikaları, özellikle Rusya ve diğer otoriter rejimler tarafından örnek alınıyor; bu da LGBTQ+ haklarının dünya genelinde gerileme eğiliminde olduğu yönündeki endişeleri artırıyor. Budapeşte Onur Yürüyüşü, bu bağlamda sadece yerel bir etkinlik değil, aynı zamanda Avrupa'da LGBTQ+ haklarının geleceği için bir sembol haline gelmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'daki LGBTQ+ karşıtı politikalar ve bu yılki Onur Yürüyüşü, Türkiye'deki benzer tartışmaları da akıllara getiriyor. Türkiye'de son yıllarda LGBTQ+ haklarına yönelik artan bir baskı söz konusu; 2020-2021 yıllarında İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme ve İstanbul Onur Yürüyüşü'nün valilik tarafından yasaklanması gibi adımlar atıldı. Her iki ülke de muhafazakar hükümetler tarafından yönetiliyor ve 'geleneksel aile değerleri' söylemi üzerinden LGBTQ+ haklarını kısıtlıyor. Türkiye'nin AB üyelik sürecinde, bu tür politikaların uyum sürecine olumsuz etkisi olabileceği gibi, Macaristan örneği Türkiye'ye AB ile yaşanabilecek benzer gerilimlerin habercisi olarak okunabilir. Ayrıca, bu durumun Türkiye'nin uluslararası alandaki imajına ve özellikle Batı ile ilişkilerine yansımaları da olabilir.