Macaristan'da iktidar partisi Fidesz, cumhurbaşkanlığı seçimi için eski Yüksek Mahkeme (Kúria) Başkanı András Baka'yı resmi aday olarak desteklediğini açıkladı. Parlamentonun gelecek hafta yapılacak oturumunda yeni cumhurbaşkanını seçmesi bekleniyor. Bu gelişme, ülkenin siyasi gündeminde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
András Baka, 2009-2015 yılları arasında Macaristan Yüksek Mahkemesi'nin başkanlığını yürütmüş, hukuk devleti ilkelerine bağlılığıyla tanınan bir isim. Ancak 2015 yılında, dönemin hükümetinin baskısıyla görev süresi dolmadan görevden alınmış ve bu karar Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından eleştirilmişti. Baka'nın adaylığı, Fidesz'in hukuk sistemiyle yaşadığı gerilimlerin ardından gelen bir uzlaşma sinyali olarak yorumlanıyor.
Macaristan'da cumhurbaşkanı, büyük ölçüde törensel yetkilere sahip olmakla birlikte, ülkenin uluslararası temsili ve yargı atamalarında söz hakkı bulunuyor. Mevcut Cumhurbaşkanı Katalin Novák'ın görev süresi Mayıs ayında doluyor ve yeni liderin parlamento tarafından seçilmesi gerekiyor. Fidesz'in meclisteki çoğunluğu göz önüne alındığında, Baka'nın seçilmesi neredeyse kesin görünüyor.
Baka'nın adaylığı, muhalefet partileri tarafından temkinli bir iyimserlikle karşılandı. Muhalefet, hukukun üstünlüğü konusunda geçmişteki endişelerine rağmen, Baka'nın bağımsız ve itibarlı bir isim olmasının olumlu bir adım olduğunu belirtiyor. Ancak bazı analistler, bu adaylığın Fidesz tarafından uluslararası baskıyı hafifletmek amacıyla yapılmış bir hamle olduğunu, asıl amacın AB ile ilişkileri düzeltmek olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Macaristan'daki cumhurbaşkanlığı seçimi, yalnızca ülke içi siyaseti değil, aynı zamanda Avrupa Birliği ile ilişkileri de yakından ilgilendiriyor. Son yıllarda Macar hükümeti, yargı bağımsızlığı ve medya özgürlüğü konularında AB Komisyonu ile sık sık karşı karşıya geldi. AB fonlarının bir kısmı, hukuk devleti endişeleri nedeniyle dondurulmuş durumda.
Baka'nın seçilmesi, Brüksel'de olumlu bir sinyal olarak algılanabilir. Zira Baka, görevden alınışının ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurmuş ve hakkında verilen karar, Macaristan aleyhine sonuçlanmıştı. Bu dava, Macaristan'ın yargı bağımsızlığı konusunda uluslararası alanda eleştirilmesine yol açmıştı. Bu bağlamda Baka'nın cumhurbaşkanı olması, ülkenin itibarını düzeltme çabası olarak görülebilir.
Bölgesel olarak, Polonya ve Macaristan'ın AB ile yaşadığı gerilimler, Doğu Avrupa'da hukuk devleti standartlarının tartışılmasına neden olmuştu. Bu seçim, otoriterleşme eğilimlerine karşı bir denge unsuru oluşturabilir ve V4 ülkeleri arasında yeni bir dinamik yaratabilir. Ayrıca Ukrayna savaşı nedeniyle Macaristan'ın Rusya ile ilişkileri de yakından izleniyor; yeni cumhurbaşkanının dış politikada dengeleyici bir rol üstlenmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'daki cumhurbaşkanlığı seçimi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir gelişme olmamakla birlikte, Avrupa Birliği içindeki hukuk devleti tartışmaları bağlamında dolaylı önem taşıyor. Türkiye de benzer eleştirilerle karşı karşıya kalmış ve AB ile ilişkilerinde bu konu sıkça gündeme gelmiştir. András Baka gibi bir ismin seçilmesi, Macaristan'da hukukun üstünlüğüne vurgu yapan bir mesaj olarak algılanabilir ve bu durum, AB üyesi olmayan ülkeler için de örnek teşkil edebilir. Ayrıca Türkiye, göçmen anlaşması kapsamında Macaristan'ın da içinde bulunduğu V4 ülkeleriyle işbirliği yürütüyor; bu seçimin ardından bölgedeki politik denge, Türkiye'nin AB ile müzakerelerinde dolaylı bir etki yaratabilir.