Macaristan'da iktidardaki Fidesz partisi, Cumhurbaşkanı Tamás Sulyok'u görevden almak için anayasa değişikliği önerdi. Sulyok, 2029'da sona erecek olan görev süresinin dolmasını beklemeden koltuğunu bırakmayacağını açıklarken, bu hamle ülkede siyasi krizi derinleştirebilir. Başbakan Viktor Orbán'ın partisi tarafından sunulan tasarı, cumhurbaşkanının görevden alınması sürecini kolaylaştırmayı hedefliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Tamás Sulyok, 2024 yılında cumhurbaşkanı seçilmişti. Ancak Orbán yönetimiyle arasındaki gerilim, Sulyok'un bazı yasaları veto etmesi ve anayasa mahkemesine başvurmasıyla başladı. Özellikle yargı bağımsızlığını kısıtlayan düzenlemelere karşı çıkan Sulyok, AB ile ilişkilerde de mesafeli bir duruş sergiliyor.
Fidesz'in sunduğu anayasa değişikliği, cumhurbaşkanının 'ağır ihmal veya anayasaya aykırı eylemler' durumunda, meclis üçte iki çoğunluğuyla görevden alınabilmesini öngörüyor. Mevcut düzenlemede ise böyle bir madde bulunmuyor. Taslak, ayrıca cumhurbaşkanının veto yetkisini de sınırlandırıyor.
Sulyok yaptığı açıklamada, 'Görev sürem boyunca anayasaya sadık kalacağım. Bu değişiklik, kişisel bir hesaplaşmanın ürünüdür' dedi. Orbán ise Sulyok'u 'yargı sistemini bloke etmekle' suçladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Macaristan'da demokratik kurumların zayıfladığı yönündeki endişeleri artırıyor. AB, Macaristan'a yönelik hukukun üstünlüğü soruşturmasını sürdürürken, bu girişim AB fonlarının dondurulmasına neden olabilecek yeni bir krize yol açabilir. NATO müttefiki olan Macaristan'da iktidarın otoriterleşmesi, Doğu Avrupa'daki demokrasi standartları açısından da olumsuz bir örnek teşkil ediyor.
Uzmanlar, Orbán'ın bu hamlesinin 2026'daki seçimler öncesinde muhalefeti zayıflatma amacı taşıdığını belirtiyor. Sulyok'un görevden alınması halinde, cumhurbaşkanı yetkilerinin daha da sınırlanacağı ve Fidesz'in kontrolünün artacağı tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macaristan'da yaşanan bu siyasi kriz, Türkiye'nin AB ile ilişkileri bağlamında önem taşıyor. Orbán yönetimiyle benzer otoriter eğilimler gösteren Türkiye, AB'nin hukukun üstünlüğü kriterlerine uyum konusunda benzer baskılarla karşı karşıya. Sulyok'un görevden alınması halinde, AB'nin Macaristan'a uyguladığı yaptırımların Türkiye'ye de örnek teşkil etmesi olası. Ayrıca, Macaristan'daki gelişmeler, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu da etkileyebilir; çünkü Ankara, Budapeşte ile İsveç'in NATO üyeliği gibi konularda benzer pozisyonlar almıştı.