ABD'de çalışanların maaşları, nisan ve mayıs aylarında enflasyonun gerisinde kaldıktan sonra, haziran ayında yeniden fiyat artışlarının önüne geçti. Ancak uzmanlar, bu olumlu gelişmenin hane bütçelerinde hissedilmesinin birkaç ay sürebileceğini belirtiyor. Atlanta Fed'in maaş takip verilerine göre, haziran ayında ücretler yıllık bazda yüzde 4,9 artarken, tüketici fiyatları aynı dönemde yüzde 3,0 arttı. Bu da reel ücretlerde pozitif bir artış anlamına geliyor.
Ücret-enflasyon yarışında son durum
Atlanta Fed'in ücret izleme verileri, çalışanların maaşlarının geçen yılın büyük bölümünde enflasyonu geride bıraktığını ancak 2024'ün ilkbahar aylarında bu trendin tersine döndüğünü gösteriyor. Nisan ayında ücret artışı yüzde 4,7'de kalırken enflasyon yüzde 3,4, mayıs ayında ise ücret artışı yüzde 4,8 iken enflasyon yüzde 3,3 olarak gerçekleşmişti. Haziran ayında ise ücretler yüzde 4,9 artarken enflasyon yüzde 3,0'a gerileyerek reel ücretlerde belirgin bir iyileşme sağladı.
Bu veriler, işgücü piyasasının hâlâ sıkı olduğunu ve işverenlerin nitelikli çalışanları çekmek için ücretleri artırmaya devam ettiğini gösteriyor. Ancak aynı zamanda Fed'in faiz indirimi için enflasyonun daha da düşmesini bekleme stratejisini destekliyor. Fed Başkanı Jerome Powell, bu hafta yaptığı açıklamada, enflasyonun yüzde 2 hedefine yaklaştığına dair daha fazla kanıt görmek istediklerini vurguladı.
Küresel boyut: Merkez bankalarının ikilemi
ABD'deki bu gelişme, dünya genelinde merkez bankalarının karşı karşıya olduğu ikilemi yansıtıyor. Bir yandan işsizlik düşük seyrederken ücretler yükseliyor, diğer yandan enflasyonun kalıcı olabileceği endişesi var. Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası da benzer zorluklarla boğuşuyor. Özellikle hizmet sektöründe ücret baskıları, enflasyonun istenen seviyelere gerilemesini engelliyor. Ekonomistler, ücret artışının verimlilik artışıyla desteklenmediği takdirde, şirketlerin maliyetleri fiyatlara yansıtmasıyla enflasyonun yeniden yükselebileceği uyarısında bulunuyor.
Ancak şimdilik piyasalar, Fed'in eylül ayında faiz indirimine gidebileceği beklentisiyle hareket ediyor. Bu durum, gelişmekte olan piyasalardan gelişmiş ülkelere sermaye akışını etkileyebilir. Türkiye gibi yüksek enflasyonla mücadele eden ülkelerde ise dolar/TL kuru üzerindeki baskıyı hafifletebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de reel ücretlerin artmaya başlaması, küresel talepte canlanma anlamına gelebilir. Bu, Türkiye'nin ihracatı için olumlu bir sinyal olsa da, asıl etki finansal kanallardan gelecek. Fed'in faiz indirim sinyali vermesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy yatırımlarını artırabilir ve Türkiye gibi kırılgan ekonomilerde döviz kuru baskısını azaltabilir. Ancak enflasyonla mücadelede henüz istenen noktaya gelinemediği için, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın sıkı duruşunu sürdürmesi gerekiyor. Ayrıca, ücret artışlarının enflasyonu beslememesi için verimlilik odaklı büyüme politikaları önem kazanıyor.