Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva'nın 2023 başında göreve gelmesinden bu yana Amazon Yağmur Ormanları'nda en az 20 bin kilometrekarelik alanın ayakta kaldığı hesaplandı. Carbon Brief'in analizine göre, bu alan ABD'nin New Jersey eyaleti büyüklüğüne denk geliyor ve orman kaybındaki yavaşlama, iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Amazon'daki koruma nasıl sağlandı?
Lula, göreve gelir gelmez çevre koruma politikalarını yeniden etkinleştirdi. Önceki Jair Bolsonaro döneminde zayıflatılan çevre ajansı Ibama ve orman koruma birimlerine yeni kaynaklar aktarıldı, yasadışı madencilik ve arazi gaspına yönelik denetimler artırıldı. Uydu verilerine dayanan analizler, 2023 ve 2024 yıllarında orman kaybının önemli ölçüde azaldığını gösteriyor. Carbon Brief, bu politika değişikliğinin doğrudan etkisiyle 20 bin km²'lik bir alanın korunduğunu tahmin ediyor. Bu, sadece Brezilya için değil, küresel karbon emisyonları açısından da büyük önem taşıyor; çünkü Amazon, atmosferdeki karbondioksiti emen en büyük kara ekosistemi.
Ancak uzmanlar, korumanın kalıcı olması için daha fazla çabaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Ormansızlaşma hâlâ yüksek seviyelerde ve özellikle tarım lobisinin baskısı, yeni yasaların geçmesini zorlaştırıyor. Yine de Lula'nın ilk dönemindeki (2003-2010) başarılı ormansızlaşma azaltma politikalarının bir benzerinin tekrar hayata geçirilmesi, uluslararası kamuoyunda olumlu karşılandı.
Küresel iklim hedefleri açısından anlamı
Amazon'daki bu kazanım, küresel iklim diplomasisinde önemli bir örnek teşkil ediyor. Brezilya, 2025'te COP30 iklim zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Lula hükümeti, ormansızlaşmayı 2030'a kadar tamamen durdurma taahhüdü vermiş durumda. Carbon Brief analizi, bu hedefe ulaşılması halinde atmosfere salınmayan karbon miktarının milyonlarca tonu bulacağını hatırlatıyor. Ayrıca korunan orman alanı, biyolojik çeşitlilik ve yerli halkların yaşam alanları için de hayati önemde.
Ancak analiz, tek başına bir başkanın politikalarının yeterli olmadığını, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi ve uluslararası finansmanın sürdürülebilir olması gerektiğini de not ediyor. Özellikle gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini yerine getirmemesi, Brezilya gibi ülkelerin koruma çabalarını riske atabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Amazon'daki orman koruması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel iklim rejimi içinde önemli bir emsal oluşturuyor. Türkiye, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkeler arasında. Orman kaybının azaltılması, küresel sıcaklık artışını sınırlama hedefine katkı sağlayarak Türkiye'nin de dahil olduğu bölgesel iklim risklerini hafifletiyor. Ayrıca Brezilya'nın ormansızlaşma konusundaki deneyimi, Türkiye'nin kendi orman yangınları ve arazi kullanımı politikalarında ders alabileceği bir model sunuyor. İklim diplomasisinde aktif rol alan Türkiye için bu tür başarı hikâyeleri, uluslararası müzakerelerde olumlu bir zemin yaratabilir.