Lübnan'ın güneyindeki köyler, İsrail'in Hizbullah'a yönelik son hava saldırıları dalgasıyla birlikte büyük bir yıkıma uğradı. 2024 yılında iki taraf arasındaki çatışmalarda hasar gören evlerini yeniden inşa etmeyi başaran yerel halk, şimdi aynı evlerin ikinci kez yok olmasıyla derin bir umutsuzluğa sürüklendi. Köy sakinlerinden Abed Hachem, evini ikinci kez kaybetmenin psikolojik ve ekonomik yükünü taşıdıklarını belirterek, durumun giderek daha karmaşık bir hal aldığını ifade etti.
Gelişmenin arka planı: Çatışmanın sivil bedeli
İsrail ile Hizbullah arasındaki husumet, 2006 savaşından bu yana aralıklarla devam eden sınır ötesi çatışmalarla kendini gösteriyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan şiddetli çatışmalar sırasında birçok sivil evini terk etmek zorunda kalmıştı. Uluslararası yardım kuruluşlarının raporlarına göre, sadece 2024 yılında Lübnan'ın güneyinde yaklaşık 10 bin konut hasar gördü veya tamamen yıkıldı.
Yeniden inşa çabaları, Birleşmiş Milletler ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle yürütülmüş, ancak bu süreç yetersiz finansman ve lojistik engeller nedeniyle yavaş ilerlemişti. Şimdi ise aynı bölgeler yeniden bombalanıyor. Abed Hachem, evini sıfırdan inşa ettiğini ve şimdi geriye hiçbir şey kalmadığını söylüyor. Çatışmaların sona ermesi için herhangi bir diplomatik girişim bulunmazken, siviller adeta bir kısır döngünün içinde mahsur kalmış durumda.
Bölgesel ve küresel boyut: Jeopolitik çıkmaz
Lübnan'daki son saldırılar, İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilimi yeniden tırmandırmış durumda. İran destekli Hizbullah'ın askeri kapasitesi, İsrail için ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen müzakereler henüz bir ateşkes getirebilmiş değil. Bölgedeki insani kriz, uluslararası toplumun dikkatini çekse de, somut yardımlar kısıtlı kalıyor. İsrail, sivil kayıpları en aza indirmek için "uyarı atışları" yaptığını iddia ederken, yerel yetkililer bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunuyor.
BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), bölgede 30 binden fazla kişinin yerinden edildiğini ve temel ihtiyaçlara erişimin kritik düzeyde olduğunu bildiriyor. Eğer çatışmalar durmazsa, Lübnan ekonomisinin zaten kırılgan olan yapısı daha da derin bir krize sürüklenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki çatışmalardan doğrudan etkilenmese de bölgedeki istikrarsızlık Ankara'nın güvenlik ve dış politika hesaplarını yakından ilgilendiriyor. Lübnan'da artan şiddet, Doğu Akdeniz'deki enerji denklemlerini ve Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu dolaylı yoldan etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'de yaşayan Lübnanlı göçmenler ve iki ülke arasındaki ticari ilişkiler göz önüne alındığında, insani krizin büyümesi Ankara'nın yardım politikalarını yeniden şekillendirmesine neden olabilir.