Eski CIA analistleri Larry Johnson ve Ray McGovern, Jasim Al-Azzawi’nin podcast programında Lübnan’ın mevcut siyasi ve ekonomik krizini derinlemesine analiz etti. Programda, Lübnan’ın büyük güçler arasında sıkışma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Özellikle İran, Suudi Arabistan, ABD ve İsrail’in bölgedeki rekabetinin Lübnan’ın istikrarını tehdit ettiği belirtildi. Analistler, ülkenin 2019’dan bu yana süren ekonomik çöküşünün yanı sıra siyasi krizlerin de etkisiyle kırılgan bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekti.
Gelişmenin Arka Planı
Larry Johnson ve Ray McGovern, uzun yıllar CIA’de çalışmış ve Orta Doğu uzmanı olarak bilinen isimler. Podcast’te, Lübnan’daki Hizbullah’ın rolü ve ülkenin siyasi sistemindeki mezhepsel bölünmeler ele alındı. Lübnan’ın, 2020 Beyrut patlamasından bu yana siyasi bir boşluk yaşadığı ve hükümet kurma süreçlerinin tıkandığı ifade edildi. Ekonomik olarak ise Lübnan lirasının değer kaybı, bankacılık krizi ve yüksek işsizlik oranları ülkeyi derin bir yoksulluğa sürükledi.
Johnson ve McGovern, Lübnan’ın bölgesel güçler arasında bir “savaş alanı” haline geldiğini savundu. Özellikle Suudi Arabistan ve İran arasındaki vekalet savaşının Lübnan’ı doğrudan etkilediğini belirten analistler, ABD’nin ise bölgedeki çıkarları doğrultusunda Lübnan’ı bir baskı aracı olarak kullandığını öne sürdü. Programda ayrıca İsrail’in Lübnan’a yönelik deniz sınırı anlaşmazlığı ve Hizbullah’ın askeri kapasitesi gibi konular tartışıldı.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Lübnan’ın durumu, sadece iç dinamiklerle sınırlı kalmıyor. Ülke, Suriye iç savaşı ve İran-ABD gerilimi gibi bölgesel çatışmaların merkezinde yer alıyor. Analistler, Lübnan’ın Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları açısından önemli bir konumda bulunduğunu ve bu nedenle büyük güçlerin ilgisini çektiğini vurguladı. Ayrıca Lübnan’daki siyasi istikrarsızlığın, bölgedeki mülteci akınları ve terörizm gibi küresel sorunları da tetikleyebileceği ifade edildi.
Johnson ve McGovern, uluslararası toplumun Lübnan’a yönelik yardımlarının yetersiz kaldığını ve ülkenin yeniden yapılanma sürecinin siyasi çıkmazlar nedeniyle tıkandığını belirtti. Özellikle Fransa’nın girişimleri ve BM’nin rolü eleştirildi. Analistler, Lübnan’daki krizin ancak bölgesel güçler arasında bir uzlaşma sağlanmasıyla çözülebileceğini savundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan’daki istikrarsızlık, Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikalarını doğrudan etkileyebilecek bir faktördür. Türkiye, Lübnan’daki Sünni siyasi gruplarla ve Lübnanlı Türkmenlerle ilişkilerini sürdürmektedir. Ayrıca, Lübnan’da yaşanan krizin bölgesel güvenliğe etkileri, Türkiye’nin sınır güvenliği ve mülteci politikaları açısından önemlidir. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki enerji keşifleri ve deniz yetki alanları konusundaki çıkarları, Lübnan’daki gelişmelerle bağlantılıdır. Bu nedenle Türkiye, Lübnan’daki krizin barışçıl çözümü için bölgesel arabuluculuk çabalarını desteklemeli ve insani yardım kanallarını açık tutmalıdır.