Lübnan'ın binlerce yıllık tarihi mirası, İsrail'in son askeri operasyonları sırasında açılan ateş ve kullanılan ağır silahlar nedeniyle ciddi bir yıkım tehlikesi altında. Ülkedeki antik kentler, tapınaklar ve kaleler, özellikle güney bölgelerindeki çatışmalar sırasında hedef alınmakta veya çatışmaların dolaylı etkilerine maruz kalmaktadır. Lübnan Kültür Bakanlığı, İsrail ordusunun bazı tarihi yapılara yakın noktalara saldırı düzenlediğini ve bu durumun kültürel miras için “büyük bir tehdit” oluşturduğunu açıkladı. Özellikle UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Baalbek ve Sur kentleri, roket ve top atışlarının hedefi haline gelmiştir.
Gelişmenin arka planı
Lübnan'daki antik anıtlar, Roma İmparatorluğu dönemine ait Baalbek Tapınakları, Fenike döneminden kalma Sur kentindeki kalıntılar ve Haçlı Seferleri zamanından kalan kaleler gibi yapıları içerir. Bu yapılar, bölgedeki binlerce yıllık medeniyet tarihinin izlerini taşır. Son haftalarda İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmalar, bu tarihi alanların yakınında yoğunlaşmıştır. 6 Ekim 2023'te başlayan son çatışmalarda, güney Lübnan'daki birçok köy ve kasaba ağır bombardımana maruz kalırken, Sur'daki antik liman kentine de roketler düşmüştür. UNESCO, 2023 yılının sonlarında Lübnan'daki kültürel miras alanlarının izlenmesi için acil bir eylem planı başlatmış ve taraflara uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini hatırlatmıştır. Buna rağmen, çatışmaların devam etmesi nedeniyle bu alanların korunması mümkün olamamaktadır.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'ın antik anıtlarının tehlike altında olması, yalnızca ülkenin değil, tüm insanlığın ortak mirasını ilgilendiren bir meseledir. Baalbek, Roma İmparatorluğu'nun en büyük tapınak komplekslerinden birine ev sahipliği yapar ve bu yapıların zarar görmesi, dünya çapındaki arkeologlar ve tarihçiler tarafından büyük bir kayıp olarak değerlendirilmektedir. Sur kenti ise Fenike uygarlığının en önemli merkezlerinden biri olup, buradaki kalıntıların yok olması, antik çağın ticaret ve kültür ağlarına dair bilgilerin silinmesi anlamına gelir. Ayrıca, bu durum bölgedeki kültürel mirasın savaş ve çatışmalardan korunması için uluslararası toplumun ne kadar başarısız olduğunu göstermektedir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kültürel mirasın korunmasına büyük önem veren bir ülke olarak Lübnan'daki antik anıtların tehdit altında olmasını endişeyle takip etmektedir. Türkiye ve Lübnan, ortak bir Akdeniz havzasını paylaşmakta ve tarihsel olarak birbirine bağlı medeniyetlerin izlerini taşımaktadır. Bu bağlamda, Lübnan'daki mirasın zarar görmesi, Türkiye'nin kendi tarihi varlıklarının korunmasına yönelik hassasiyetini artırmakta ve bölgedeki istikrarın kültürel açıdan da önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolü ve kültürel diplomasi faaliyetleri, bu tür durumlarda daha aktif bir pozisyon almasını gerektirebilir.