ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre'nin ev sahipliğinde düzenlenen üst düzey görüşmelere katılmak üzere ülkeye ulaştı. Görüşmelere ABD, İran, Pakistan ve Katar heyetleri katılırken, masada nükleer anlaşma sürecinin yeniden canlandırılması ve bölgesel güvenlik başlıkları, özellikle Lübnan'daki mevcut çatışma ortamı bulunuyor.
Görüşmelerin arka planı ve tarafların pozisyonları
Görüşmeler, İran'ın nükleer programına ilişkin 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden yürürlüğe girmesi için yürütülen diplomatik çabaların bir parçasını oluşturuyor. ABD, anlaşmadan 2018'de tek taraflı olarak çekilmiş ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymuştu. Buna karşılık İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini anlaşmanın izin verdiği sınırların ötesine taşıdı. Taraflar arasında son dönemde dolaylı görüşmeler yoluyla ilerleme kaydedilmeye çalışılsa da kesin bir anlaşmaya varılamamıştı. Pakistan'ın arabulucu rolü üstlendiği bildirilen görüşmelerde, Katar'ın da lojistik destek sağladığı belirtiliyor. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Tahran'ın müzakere masasına 'yapıcı ancak kararlı' bir tutumla oturduğunu açıkladı. ABD tarafı ise İran'ın nükleer faaliyetlerinin tam şeffaflıkla denetlenmesi ve bölgedeki vekil güçlerinin sınırlandırılması konularında ısrarcı olduğunu sinyallerini verdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Görüşmelerin sadece nükleer dosyayla sınırlı kalmayacağı, aynı zamanda Lübnan'daki Hizbullah-İsrail çatışması ve Yemen'deki Husilerin faaliyetleri gibi bölgesel güvenlik meselelerini de kapsadığı ifade ediliyor. İran'ın bölgedeki askeri nüfuzu, özellikle Lübnan ve Suriye'deki varlığı, ABD ve İsrail için başlıca endişe kaynağı. Öte yandan Pakistan'ın katılımı, Afganistan ve Hint-Pasifik bölgesindeki istikrar arayışları çerçevesinde değerlendiriliyor. Katar ise daha önce Afganistan ve Gazze konularında olduğu gibi arabuluculuk rolünü pekiştirmeyi hedefliyor. Analistler, bu görüşmelerin başarısız olması durumunda İran'ın nükleer programını daha da hızlandırabileceği ve bölgesel gerilimlerin tırmanabileceği uyarısında bulunuyor. ABD Başkanı Joe Biden'ın ekibi, diplomatik çözümü tercih etmekle birlikte, İran'ın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceklerini ve gerekirse askeri seçeneklerin masada olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la sınır komşusu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle bu görüşmeleri yakından takip ediyor. Olası bir anlaşma, İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi ve bölgesel istikrarın artması anlamına gelirken, başarısızlık durumunda yeni bir silahlanma yarışı ve mülteci akını riski doğabilir. Ankara, hem ABD hem de İran'la dengeli ilişkilerini korumaya çalışıyor; bu nedenle müzakere sürecinin sonuçları doğrudan Türk dış politikasını etkileyecektir.