İsrail ordusunun Lübnan'daki Hizbullah hedeflerine yönelik yoğun hava saldırıları, ülkede insani krizi derinleştiriyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 3 bin 613'e, yaralı sayısı ise 11 binin üzerine çıktı. Güney bölgelerde artan çatışmalar nedeniyle birçok bölgede ölülerin defnedilmesi artık mümkün değil. Antonia Kerrigan ve Elena Volochine imzalı haberde, Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentinde kurulan geçici mezarlıklar, savaşın acı yüzünü gözler önüne seriyor.
Savaşın Ortasında Cesetlere Saygı
İsrail'in 7 Ekim 2023'te başlattığı ve giderek şiddetlenen operasyonlar, Lübnan'ın güneyinde yaşayan sivilleri zor durumda bırakıyor. Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef alan saldırılar, yerleşim yerlerini de vuruyor. Sayda Belediyesi, artan ölü sayısı karşısında normal mezarlıkların kapasitesinin dolduğunu, bu nedenle şehir dışında geçici defin alanları oluşturulduğunu açıkladı. Yetkililer, bu alanlarda her gün onlarca cenazenin toprağa verildiğini belirtiyor. Cenaze işlemleri sırasında dahi hava saldırısı riski bulunduğu için defin işlemleri hızlı ve güvenlik önlemleri altında yapılıyor.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, ölenlerin büyük çoğunluğunun sivil olduğunu, aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun bulunduğunu kaydetti. Birleşmiş Milletler yetkilileri, sivil kayıpların önlenmesi için uluslararası insancıl hukuka uyulması çağrısı yaparken, İsrail ordusu saldırıların yalnızca Hizbullah hedeflerini kapsadığını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan'daki çatışma, bölgesel güç dengelerini derinden etkiliyor. İran destekli Hizbullah'ın zayıflatılması, İsrail'in kuzey sınırlarında güvenliği sağlama stratejisinin bir parçası. Ancak ağır sivil kayıplar ve altyapı tahribatı, uluslararası kamuoyunda tepkiye yol açıyor. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'e destek mesajı verirken, sivil kayıpların azaltılması için itidal çağrısı yapıyor. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı ise saldırıları kınayarak acil ateşkes talep ediyor.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Lübnan'da 1 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini, birçoğunun okul ve cami gibi yapılarda barınmaya çalıştığını bildirdi. Savaşın uzaması halinde bölgesel bir insani krizin kaçınılmaz olduğu uyarısı yapılıyor. Geçici mezarlıklar, bu krizin en somut sembollerinden biri haline geldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki çatışma, Türkiye'nin güney sınırlarındaki istikrarsızlığı artırma potansiyeli taşıyor. Türkiye, bölgede yaşanan insani kriz karşısında aktif bir diplomasi yürütüyor; Cumhurbaşkanı Erdoğan, taraflara itidal çağrısı yaparken, Dışişleri Bakanlığı da ateşkes için girişimlerde bulunuyor. Ekonomik olarak, çatışmanın Lübnan'da yarattığı yıkım, Türk müteahhitlik firmalarının ve KOBİ'lerin bölgedeki faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, olası bir mülteci akını Türkiye'nin sınır güvenliği ve entegrasyon politikaları açısından yeni meydan okumalar getirebilir. NATO müttefiki olarak Türkiye, ittifakın Akdeniz politikalarında da önemli bir rol oynuyor; çatışmanın yayılması halinde Türk çıkarlarını korumak için askeri ve diplomatik tedbirler alması gerekebilir.