Lübnan Sivil Havacılık Otoritesi, ülkenin bayrak taşıyıcısı Ortadoğu Havayolları'nda (MEA) kapsamlı bir güvenlik denetimi gerçekleştirdi. Reuters'ın ulaştığı belgelere göre denetim, pilot gruplarının savaş bölgelerindeki operasyonlara ilişkin ciddi endişelerini dile getirmesinin ardından başlatıldı. Pilotlar, Beyrut merkezli havayolunda çalışan ekiplerin, İsrail'in Lübnan'a yönelik hava saldırılarına tehlikeli derecede yakın rotalarda uçmaya zorlandığını ve güvenlik ihlallerini rapor ettiklerinde mesleki yaptırımlarla karşılaştıklarını iddia ediyor. Denetim, bölgedeki tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde, havacılık güvenliğinin sorgulanmasına neden oldu.
Pilot iddiaları ve güvenlik endişeleri
Pilot sendikaları ve bireysel pilotlar tarafından yapılan açıklamalarda, MEA yönetiminin, artan jeopolitik gerilimlere rağmen uçuşları iptal etmek yerine rota değişiklikleriyle operasyonları sürdürdüğü belirtiliyor. Özellikle, hava sahasının kapatılması veya füze tehdidi altında olan bölgelerde uçuşların devam ettirilmesi, mürettebatın can güvenliğini riske atıyor. Pilotlar, yakın zamanda bir uçağın, İsrail hava kuvvetlerine ait bir saldırıya ramak kala yaklaştığı bir olayı rapor ettiklerinde, kendilerine disiplin soruşturması açıldığını öne sürüyor. Bu durum, güvenlik kültürü açısından endişe verici bir tablo çiziyor.
Denetim, MEA'nın uçuş operasyonları, bakım prosedürleri ve acil durum planlaması gibi alanlara odaklandı. Lübnan Sivil Havacılık Otoritesi'nin, uluslararası standartlara uygunluğu denetlediği ancak siyasi baskıların raporun içeriğini etkileyebileceği belirtiliyor. Havayolu şirketi, güvenlik protokollerine tam uyum sağladığını ve tüm uçuşların risk değerlendirmesinin yapıldığını savunuyor. Ancak pilot grupları, bağımsız bir soruşturma çağrısında bulunuyor.
Bölgesel bağlam ve havacılık riskleri
Lübnan, İsrail-Hamas savaşının etkisiyle bölgesel bir krizin ortasında yer alıyor. Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırıları ve İsrail'in karşılık vermesi, Beyrut havaalanını da içine alan bir güvenlik riski oluşturuyor. Havayolu şirketleri, savaş bölgelerine uçuşları durdurma veya rota değiştirme konusunda IATA ve ICAO rehberlerine tabi; ancak Lübnan gibi siyasi istikrarsızlık içindeki ülkelerde bu kuralların uygulanması zorlaşabiliyor. MEA'nın yaşadığı bu güvenlik sorunu, aslında bölgedeki tüm taşıyıcılar için geçerli olan bir riskin yansıması. Sivil havacılık, savaşın doğrudan hedefi olmasa da, yan etkilerden en çok etkilenen sektörlerden biri.
Uluslararası Pilotlar Birliği (IFALPA) konuyla ilgili bir açıklama yaparak, havayollarının ticari kaygılar nedeniyle güvenliği ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, bu tür olayların raporlanmasının cezalandırılmaması gerektiğinin altı çizildi. MEA'nın denetim sonuçları henüz kamuoyuyla paylaşılmadı; ancak önümüzdeki günlerde bir rapor yayımlanması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki havacılık güvenliği sorunu, Türkiye açısından iki yönlü bir önem taşıyor. Birincisi, Türk Hava Yolları ve özel havayolları, Ortadoğu rotalarında benzer risklerle karşı karşıya. MEA'daki bu olay, Türk sivil havacılık otoritesinin de bölge uçuşlarına yönelik risk değerlendirmesini güncellemesi gerektiğini gösteriyor. İkincisi, Lübnan'daki siyasi istikrarsızlık ve Hizbullah-İsrail gerginliği, Türkiye'nin bölgesel politikasıyla doğrudan bağlantılı. Ankara, Lübnan'da istikrarı desteklemekle birlikte, İran destekli Hizbullah'ın etkisini dengelemeye çalışıyor. Havacılık krizi, Türkiye'nin hem diplomatik hem de güvenlik boyutunda Lübnan'a yönelik politikalarını etkileyebilir. Ayrıca, Beyrut-Tahran hava bağlantısının İran'ın bölgeye nüfuzunda kullanılması, Türk istihbaratının dikkatle izlediği bir konu. Bu bağlamda olay, sadece havacılık değil, aynı zamanda bir jeopolitik krizin habercisi olabilir.