Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tyre) kenti yakınlarında, nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağalarını korumak için 25 yılını adayan 61 yaşındaki çevreci Mona Kahlil, İsrail'in düzenlediği bir hava saldırısında hayatını kaybetti. Kahlil, her yıl yaz aylarında yumurtlamak için bölge kumsallarına gelen yeşil deniz kaplumbağalarını ve iribaş deniz kaplumbağalarını koruma çalışmalarıyla tanınıyordu. Olay, İsrail-Lübnan arasındaki çatışmaların sivil alanları ve çevre koruma bölgelerini de hedef aldığını bir kez daha ortaya koydu.
Çeyrek Asırlık Koruma Çabası Susturuldu
Mona Kahlil, 1990'ların sonlarından bu yana Sur kıyılarında deniz kaplumbağalarının yuvalama alanlarını korumak için çalışıyordu. Bölgede bir pansiyon işleten Kahlil, aynı zamanda Akdeniz'deki deniz kaplumbağası popülasyonunun en önemli üreme noktalarından biri olan bu kumsalları kaçak avcılık, kirlilik ve kıyı gelişimine karşı savunuyordu. Yerel kaynaklara göre Kahlil, her yıl yüzlerce yuvayı işaretleyip koruma altına alıyor, yavruların denize ulaşmasını sağlıyordu. Onun liderliğindeki gönüllü ağı, bölgede deniz kaplumbağası ölümlerini ciddi oranda azaltmıştı. Ancak 23 Ekim'de evinin yakınlarına düzenlenen İsrail saldırısı, bu çabaları sona erdirdi. Saldırıda Kahlil'in yanı sıra komşularından da ölenler olduğu bildirildi.
Kahlil'in ölümü, uluslararası çevre örgütlerinde ve sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Greenpeace Akdeniz ve WWF gibi kuruluşlar, sivil bir çevrecinin hedef alınmasını kınadı. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), çatışmaların doğa koruma çabalarına verdiği zarara dikkat çekerek, tarafları uluslararası insancıl hukuka uymaya çağırdı. Kahlil'in çalışmaları, Lübnan'da sivil toplumun savaş koşullarında bile çevresel sürdürülebilirlik için verdiği mücadelenin sembolü haline gelmişti.
Çevre Savaşın Gölgesinde Nasıl Etkileniyor?
Mona Kahlil'in öldürülmesi, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların yalnızca insan hayatını değil, aynı zamanda bölgenin hassas ekosistemlerini de tehdit ettiğini gösteriyor. Sur kıyıları, Akdeniz'deki deniz kaplumbağaları için en önemli yuvalama alanlarından biri. Uzmanlar, savaş nedeniyle bu alanlara erişimin kısıtlandığını ve kaplumbağaların korunmasız kaldığını belirtiyor. Ayrıca bombalama ve askeri hareketlilik, kumulların yapısını bozarak yuvalara zarar verme riski taşıyor. Çatışmalar aynı zamanda bölgedeki kirliliği artırıyor; yakıt sızıntıları ve patlayıcı kalıntıları deniz ekosistemini zehirliyor. Kahlil gibi aktivistler olmadan, bu tür tehditlerin izlenmesi ve engellenmesi neredeyse imkansız hale geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mona Kahlil'in trajik ölümü, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye, Akdeniz havzasında deniz kaplumbağalarının (özellikle caretta caretta ve yeşil deniz kaplumbağası) en önemli yuvalama alanlarına sahip ülkelerden biri. Antalya, Mersin ve Adana kıyıları her yıl binlerce yuvaya ev sahipliği yapıyor. Çatışma bölgelerindeki çevre koruma çalışmalarının sekteye uğraması, bu türlerin göç yolları ve popülasyon dinamikleri üzerinde olumsuz etki yaratabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki güvenlik krizleri, Türkiye'nin kendi deniz koruma projelerini (örneğin Göksu Deltası ve Dalyan) daha da önemli kılıyor. Türkiye'nin, bölgesel çatışmaların çevresel etkilerini izlemek ve uluslararası platformlarda sivil kayıpları kınamak için daha aktif bir diplomasi yürütmesi gerekiyor.