Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi’nde Çatışmalarda Cinsel Şiddetin Ortadan Kaldırılması Uluslararası Günü dolayısıyla düzenlenen bir oturumda, İsrail’in BM Daimi Temsilcisi Danny Danon ile BM yetkilisi Pramila Patten arasında sert bir tartışma yaşandı. Patten, çatışma bölgelerinde çocuklara yönelik cinsel şiddet iddialarını içeren yıllık raporunda İsrail’i ilk kez “kara liste”ye alan isim olarak öne çıkıyor. Danon, Patten’in raporunda İsrail’e yönelik suçlamaların taraflı olduğunu savunarak istifasını talep etti. Bu gelişme, İsrail-Filistin çatışmasının en hassas konularından birini yeniden gündeme taşıdı.
Raporun içeriği ve tarafların tepkileri
BM Genel Sekreteri’nin çatışmalarda çocukların korunmasına ilişkin yıllık raporu, bu yıl ilk kez İsrail’i “çocuklara yönelik cinsel şiddet” iddialarıyla kara listeye aldı. Raporda, İsrail ordusunun Filistinli çocuklara yönelik cinsel saldırılar gerçekleştirdiği ve bu ihlallerin “yaygın ve sistematik” olduğu belirtiliyor. Ayrıca Hamas, Filistin İslami Cihadı ve diğer silahlı gruplar da benzer suçlamalarla listede yer alıyor. Danny Danon, oturumda yaptığı konuşmada raporun “İsrail’i şeytanlaştırmak için hazırlandığını” iddia ederek, “Bu rapor, terör örgütlerini meşrulaştırmakta ve masum sivilleri hedef alan bir örgüte (Hamas) insan hakları koruması sağlamaktadır” dedi. Patten ise raporun “bağımsız ve tarafsız” olduğunu savunarak, “Çocukların korunması siyasi bir araç haline getirilmemelidir” yanıtını verdi. Tartışma, birçok ülke temsilcisinin de müdahil olmasıyla yaklaşık bir saat sürdü.
Bu olay, İsrail’in BM organlarıyla ilişkilerindeki gerilimi bir kez daha gözler önüne serdi. Geçmişte İsrail, BM İnsan Hakları Konseyi’nin (UNHRC) kendisine yönelik “takıntılı” olduğunu iddia ederek konseyle işbirliğini sınırlandırmıştı. Öte yandan, Filistin yönetimi raporu memnuniyetle karşılarken, Hamas sözcüleri suçlamaları reddederek İsrail’in “yalan propagandası yaptığını” öne sürdü. Raporun kamuoyuna açıklanmasının ardından, uluslararası insan hakları örgütleri de taraflara “çocukları koruma yükümlülüklerini hatırlatan” açıklamalar yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut
BM raporu, özellikle Orta Doğu’da çocukların çatışmalarda maruz kaldığı şiddetin boyutlarını ortaya koyması açısından önem taşıyor. Rapora göre, 2023 yılında İsrail işgali altındaki Filistin topraklarında en az 78 çocuk cinsel şiddete maruz kaldı; bu sayı bir önceki yıla göre yüzde 40 artış gösterdi. Gazze Şeridi’nde ise 2023’ün son çeyreğinde İsrail’in askeri operasyonları sırasında en az 26 çocuğun cinsel saldırıya uğradığı belgelendi. Raporda ayrıca, İsrail güçlerinin Filistinli çocukları “insan kalkanı” olarak kullandığı iddiası da yer alıyor. İsrail, bu suçlamaları “asılsız” olarak nitelendirirken, BM’nin raporu hazırlarken “Hamas’ın etkisi altında kaldığını” iddia ediyor.
Küresel ölçekte, bu rapor uluslararası toplumda iki kutuplu bir tepkiye yol açtı. ABD ve bazı Batılı ülkeler İsrail’i savunurken, Çin, Rusya ve birçok Arap ülkesi Filistinli çocukların korunması çağrısını destekledi. AB Dış İlişkiler Servisi sözcüsü, “çatışmalarda çocukların korunmasının herkesin sorumluluğu olduğunu” belirterek tarafları “ölçülü olmaya” davet etti. Ancak analistler, raporun BM Güvenlik Konseyi’nde bir karar tasarısına dönüşmesi halinde İsrail’in uluslararası alanda daha fazla izole olabileceği yorumunu yapıyor. Öte yandan, Hamas’ın da listede yer alması, örgütün uluslararası meşruiyetini daha da zedeleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir Filistin davasına verdiği destek ve İsrail’in işgal politikalarına yönelik eleştirileriyle biliniyor. Bu rapor, Türkiye’nin BM nezdinde Filistinli çocukların korunması yönündeki çağrılarını güçlendirebilir. Ancak Türkiye’nin aynı zamanda Hamas ile kurduğu pragmatik ilişkiler, raporun Hamas’ı da kara listeye alması nedeniyle Ankara’yı diplomatik bir ikileme sokabilir. Türkiye’nin, çocuk hakları konusunda ilkeli bir duruş sergilerken, bölgesel çıkarlarını da gözeten bir denge politikası izlemesi bekleniyor. Ayrıca, rapor Türkiye’nin Suriye ve Libya gibi diğer çatışma bölgelerindeki çocuk koruma politikalarını da uluslararası gündeme taşıyabilir.