İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın devam ettiği Lübnan'da milyonlarca kişi evlerini terk etmek zorunda kalırken, uluslararası yardım kuruluşları bölgedeki insani krizin her geçen gün derinleştiği uyarısında bulunuyor. Fransa merkezli Première Urgence Internationale (PUI) adlı yardım örgütünün operasyonlar müdür yardımcısı Elsa Softic, FRANCE 24'e yaptığı açıklamada, Lübnan'da yerinden edilmiş nüfusun ihtiyaçlarının karşılanmasında büyük zorluklar yaşandığını belirtti. Softic, örgütlerinin sağlık, gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlarda ulaşabildikleri kişi sayısının sınırlı olduğunu ifade etti.
Çatışmaların gölgesinde bir ülke
Lübnan, İsrail ile Hizbullah arasında 23 Eylül 2024'ten bu yana devam eden yoğun çatışmaların merkez üssü haline geldi. İsrail'in düzenlediği hava saldırıları başta güney Lübnan olmak üzere Bekaa Vadisi ve başkent Beyrut'un güney banliyölerini hedef alıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, çatışmalar nedeniyle 1,2 milyondan fazla Lübnanlı yerinden edildi. Bunların yaklaşık 500 bini ülke içinde güvenli bölgelere göç ederken, 300 bin kişi ise Suriye ve Irak başta olmak üzere komşu ülkelere sığındı.
Première Urgence Internationale, sağlık merkezleri ve mobil klinikler aracılığıyla temel sağlık hizmetleri sunmaya çalışıyor. Elsa Softic, özellikle kronik hastalığı olanlar, hamile kadınlar ve çocukların durumunun kritik olduğuna dikkat çekiyor. Softic, "Hastaneler yoğun bakım kapasitelerinin sınırına dayanmış durumda. İlaç ve tıbbi malzeme stokları hızla tükeniyor. Soğuk havaların başlamasıyla birlikte barınma koşulları daha da kötüleşecek" ifadelerini kullanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'daki kriz, sadece ülke sınırlarını aşan bir insani felaket olmanın ötesinde, bölgesel güvenlik dengelerini de tehdit ediyor. İran destekli Hizbullah'ın İsrail'e yönelik roket saldırıları, İsrail'in de Lübnan topraklarını hedef alan misillemeleri, tansiyonun düşmesini engelliyor. ABD ve Fransa'nın arabuluculuk çabaları şu ana kadar ateşkes sağlamada başarısız oldu. Bu durum, Doğu Akdeniz'de enerji kaynaklarının paylaşımından, Filistin sorununa kadar birçok meselede domino etkisi yaratma potansiyeli taşıyor.
Uluslararası toplumun yardım çağrılarına yanıtı ise yetersiz kalıyor. Birleşmiş Milletler, Lübnan için 2024 yılında 5,6 milyar dolarlık bir insani yardım planı açıklamıştı, ancak bu miktarın sadece yüzde 30'u toplanabildi. Kış mevsiminin yaklaşması, durumu daha da kritik hale getiriyor çünkü yerinden edilmiş ailelerin çoğu, çadırlar veya okullar gibi geçici barınma merkezlerinde yaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki kriz, Türkiye için doğrudan sınır komşusu olmamakla birlikte önemli güvenlik ve ekonomik yansımalar içeriyor. Doğu Akdeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki enerji çıkarlarını ve deniz yetki alanları mücadelesini etkiliyor. Ayrıca, çatışmaların sürmesi halinde yeni bir mülteci dalgası Türkiye'yi de etkileyebilir. Türkiye'nin Lübnan'la tarihi ve kültürel bağları, insani yardım ve diplomatik girişimlerde aktif rol almasını gerektiriyor. Şu ana kadar Türkiye, Lübnan'a 100 tondan fazla insani yardım malzemesi göndermiş ve sahra hastanesi kurmuştur, ancak krizin derinleşmesiyle bu yardımların artırılması gündeme gelebilir.