Lübnan’ın güneyinde, ABD ve İran arabuluculuğunda sağlanan ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte halk, temkinli bir iyimserlikle yeniden normalleşme sürecine odaklanmış durumda. Haftalardır süren yoğun İsrail bombardımanı ve Hizbullah’ın roket saldırıları, bölgede büyük yıkıma ve yüzlerce sivil kaybına yol açmıştı. Ateşkesin ilk gününde, Beyrut’tan güneye doğru ilerleyen yollarda geri dönen ailelerin oluşturduğu trafik kuyrukları dikkat çekiyor. Evlerine dönenler, enkaz altında kalan mahallelerini ve hasar gören altyapıyı görünce hem sevinç hem de hüzün yaşıyor. Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL), ateşkesin izlenmesi için bölgedeki varlığını artırdı. Ancak uzmanlar, taraflar arasındaki derin güvensizlik ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle barışın kırılgan olduğu uyarısında bulunuyor.
Ateşkesin Arka Planı ve Tarafların Tutumu
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan arasında yapılan gizli müzakerelerin ardından varılan anlaşma, Lübnan hükümeti tarafından da onaylandı. Anlaşmaya göre, İsrail güney Lübnan’dan çekilecek, Hizbullah ise Litani Nehri’nin kuzeyine çekilmeyi kabul etti. Ayrıca Lübnan ordusu, güney sınırında kontrolü yeniden sağlamak için 5 bin asker konuşlandıracak. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmayı “geçici bir önlem” olarak nitelendirirken, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah “direnişin zaferi” olarak tanımladı. Saha kaynakları, her iki tarafın da askeri yıpranma nedeniyle ateşkese sıcak baktığını, ancak uzun vadeli çözüm için İran’ın nükleer programı ve Gazze’deki ateşkes müzakereleriyle bağlantılı olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ateşkes, sadece Lübnan için değil, tüm bölge için bir dönüm noktası olarak görülüyor. Suriye’deki iç savaş, Yemen’deki Suudi-İran vekalet savaşı ve Irak’taki istikrarsızlık, İran ile ABD arasında dolaylı bir çatışma hattı oluşturuyor. Lübnan’daki ateşkes, bu iki ülke arasındaki gerilimi azaltma potansiyeli taşıyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, yeniden inşa için 4 milyar dolarlık bir yardım paketi hazırlığı yapılıyor. Ancak uzmanlar, Hizbullah’ın siyasi ve askeri varlığının devam etmesi halinde, ateşkesin sürdürülebilir olmayacağına dikkat çekiyor. Ayrıca İsrail’in kuzey sınırında güvenlik endişeleri devam ediyor; Tel Aviv yönetimi, anlaşmanın ihlali durumunda sert askeri müdahalede bulunma hakkını saklı tutuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan’daki ateşkes, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki çıkarları ve bölgesel istikrar vizyonu açısından olumlu bir gelişmedir. Türkiye, Lübnan’daki Sünni toplumla tarihsel bağları ve bölgedeki insani yardım faaliyetleriyle yakından ilgilenmektedir. Ateşkes, Türkiye’nin özellikle Filistin meselesi ve Hizbullah’ın rolü konusunda denge politikası izlemesine imkan tanırken, Doğu Akdeniz’de enerji arama faaliyetleri için daha sakin bir ortam yaratabilir. Ancak İran’ın bölgedeki nüfuzunun artması, Türkiye ile İran arasındaki Suriye ve Irak’taki rekabeti derinleştirebilir. Ankara’nın, ateşkes sürecini dikkatle izlemesi ve Lübnan’daki siyasi aktörlerle diyaloğunu sürdürmesi önem taşımaktadır.