Lübnan Sosyal İşler Bakanı Haneen El Sayed, cumartesi günü yaptığı açıklamada, İsrail saldırıları nedeniyle yerlerinden edilen yaklaşık 400 bin kişinin güney Lübnan'daki bölgelerine geri döndüğünü bildirdi. Ancak Bakan El Sayed, birçok kişinin yaygın yıkım veya evlerine erişim imkânı bulamaması nedeniyle hâlâ geri dönemediğini de sözlerine ekledi. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, Lübnan hükümeti, geri dönenlerin sayısını ve yeniden imar ihtiyaçlarını belirlemek için kapsamlı bir plan üzerinde çalışıyor.
Güney Lübnan'da durum: Yıkım ve dönüş
Bakan El Sayed, yaptığı yazılı açıklamada, "Yaklaşık 400 bin kişinin güney bölgelerine döndüğünü tespit ettik. Ancak bu, sürecin tamamlandığı anlamına gelmiyor. Hâlâ evlerine dönemeyen çok sayıda aile var" ifadelerini kullandı. Bakan, dönüşün önündeki engellerin başında, İsrail saldırılarının yol açtığı altyapı hasarı ve mayın tehlikesi olduğunu belirtti. Özellikle sınır bölgelerindeki köylerde evlerin büyük ölçüde kullanılamaz hâle geldiği, temel hizmetlerin (su, elektrik, sağlık) yeniden tesis edilmesi gerektiği kaydediliyor.
Lübnan hükümeti, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler kuruluşlarının desteğiyle, hasar tespit çalışmalarını hızlandırmış durumda. İlk verilere göre, güneyde 10 binden fazla konut tamamen yıkılmış, 20 bin konut ise kısmi hasar görmüş. Ayrıca okullar, hastaneler ve tarım arazileri de saldırılardan ciddi şekilde etkilendi. Başbakanlık ofisi, yeniden imar için uluslararası bağışçılardan 2 milyar dolar yardım beklediklerini duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut: Uluslararası toplumun rolü
Lübnan'daki bu insani kriz, bölgenin kırılgan yapısını bir kez daha ortaya koyuyor. İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların ardından imzalanan ateşkes, büyük ölçüde ayakta kalmış olsa da, güvenlik endişeleri devam ediyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü vurgulayan 1701 sayılı kararı hatırlatırken, Fransa ve ABD'nin arabuluculuk çabaları sürüyor. Öte yandan, İran'ın Hizbullah'a verdiği destek nedeniyle Lübnan'daki istikrarsızlık, İran-ABD gerginliğinin bir parçası olarak da görülüyor. Yeniden imar sürecinin uluslararası finansmanı, siyasi kırılganlıklar nedeniyle sekteye uğrayabilir; zira bazı Körfez ülkeleri, Hizbullah'ın siyasi nüfuzu nedeniyle yardım konusunda çekimser davranabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel istikrar politikaları açısından yakından takip edilmesi gereken bir konu. Türkiye, tarihsel ve kültürel bağları bulunan Lübnan'ın yeniden imar sürecine insani yardım ve proje bazlı destek sağlayabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki dengeler açısından Lübnan'ın istikrarı, Türkiye'nin enerji güvenliği ve deniz yetki alanları politikasını da dolaylı olarak etkiliyor. Lübnan'daki olası bir çöküş veya uzun süreli istikrarsızlık, bölgedeki mülteci hareketlerini artırarak Türkiye'yi de etkileyebilir. Bu nedenle Ankara, BM nezdinde yürütülen diplomatik çabaları desteklemeli ve yeniden imar sürecine yapıcı katkılar sunmalıdır.