Lübnan Sağlık Bakanlığı, 25 Eylül 2024 Çarşamba günü ülkenin güneyinde İsrail tarafından düzenlenen saldırıda iki sağlık görevlisinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Bakanlık açıklamasında, İsrail ordusunun bir ambulansı hedef aldığı belirtilirken, söz konusu saldırıda iki paramediğin yaşamını yitirdiği ifade edildi. Bu olayla birlikte, Ekim 2023'te İsrail ile Hizbullah arasında başlayan çatışmaların ardından ölen sağlık ve acil durum çalışanı sayısı 130'a yükseldi.
Gelişmelerin Arka Planı
Lübnan'ın güneyindeki gerilim, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlediği saldırının ardından tırmanmıştı. Hizbullah, Hamas'ı desteklemek amacıyla İsrail'e yönelik saldırılarını artırırken, İsrail ordusu da Lübnan topraklarında hava ve kara operasyonlarına başlamıştı. Çatışmalar özellikle sınır bölgelerinde yoğunlaşırken, sivil altyapı ve sağlık ekipleri sık sık hedef alınıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, savaşan tarafları sağlık personelini ve ambulansları korumaya çağırıyor. Ancak Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında bugüne kadar 130 sağlık çalışanının öldüğünü, yüzlercesinin de yaralandığını duyurdu. Bakanlık, saldırıların uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğini vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar, sadece Lübnan'ı değil, tüm Orta Doğu'yu etkiliyor. Bölgedeki diğer aktörler, özellikle İran ve Suriye, dolaylı olarak çatışmalara dahil olurken, ABD ve Fransa gibi ülkeler diplomatik çözüm için çaba harcıyor. BM Güvenlik Konseyi, sivillerin ve sağlık personelinin korunması için ateşkes çağrısı yapıyor ancak şu ana kadar kalıcı bir çözüm sağlanamamış durumda. İsrail, Hizbullah'ın askeri kanadını hedef aldığını iddia ederken, Hizbullah da İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına misilleme yaptığını bildiriyor. Çatışmaların yayılması, Lübnan'daki sağlık sistemini çökme noktasına getirmiş durumda; hastaneler yaralı akınına yetişmekte zorlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bölgedeki istikrarsızlığa doğrudan komşu olmasa da, Lübnan'daki çatışmaların Doğu Akdeniz enerji kaynakları ve deniz yetki alanları üzerindeki etkileri nedeniyle Ankara'yı yakından ilgilendiriyor. Sağlık çalışanlarının hedef alınması, sivil kayıpların artması ve insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin de insani yardım faaliyetlerini zorlaştırıyor. Diplomatik açıdan Türkiye, hem Lübnan hükümeti hem de Hizbullah'ın siyasi kanadıyla ilişkilerini sürdürürken, İsrail ile normalleşme sürecini de dengede tutmak zorunda. Bölgedeki çatışmaların sürmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji projelerini ve deniz güvenliğini olumsuz etkileyebilir, bu nedenle Ankara'nın çatışmaların sona ermesi için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması bekleniyor.