Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun’un Washington’a gerçekleştirdiği kritik ziyaret, Beyrut ile Washington arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açılmasına vesile oldu. Trends Research Group Kıdemli Genel Müdürü ve Lübnan Cumhurbaşkanı’nın yakın dostu Bilal Saab, Fransa 24 kanalında katıldığı bir programda ziyareti değerlendirirken “Bu görüşme daha iyi olamazdı” ifadelerini kullandı. Saab, mevcut diplomatik açılımın Lübnan için tarihi bir fırsat olduğunu vurguladı.
Ziyaretin arka planı ve önemi
Joseph Aoun, Lübnan’ın uzun süredir devam eden siyasi ve ekonomik krizlerinin ortasında ABD’ye resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaret, Aoun’un göreve başlamasından bu yana Atlantik ötesine yaptığı ilk resmi gezi olma özelliğini taşıyor. Görüşmelerde, Lübnan’ın IMF ile olan mali reform süreci, Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve İsrail ile gergin sınır hattındaki durum gibi hassas başlıklar ele alındı.
Bilal Saab, Beyaz Saray’daki görüşmelerin olumlu geçtiğini belirterek, Washington’un Lübnan’a yönelik mali desteğin yeniden canlandırılması konusunda sinyal verdiğini ifade etti. Saab’a göre, ABD yönetimi Lübnan’daki reform sürecine somut adımlarla karşılık vermeye hazır. Özellikle Merkez Bankası başta olmak üzere kamu kurumlarında şeffaflığın artırılması ve yolsuzlukla mücadele konularında ilerleme kaydedildiği takdirde, uluslararası yardımların hızlanabileceği kaydedildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Ziyaret, sadece ikili ilişkiler açısından değil, aynı zamanda bölgesel dengeler bakımından da kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Lübnan’ın İran’la bağlantılı Hizbullah’ın etkisinden kurtulma çabaları, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri nezdinde olumlu karşılanıyor. Washington’un bu sürece desteği, Lübnan’ın Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve İsrail ile deniz sınırı müzakerelerinde de yeni bir ivme yaratabilir.
Ancak Saab, iyimser olmakla birlikte temkinli davranılması gerektiğini de söylüyor. Lübnan’ın iç siyasetindeki kırılgan dengeler ve Hizbullah’ın halen önemli bir askeri ve siyasi güç olması, reform sürecinin önündeki en büyük engeller olarak duruyor. Bölgesel boyutta ise Suudi Arabistan’ın Lübnan’a yeniden ilgi göstermesi, Doğu Akdeniz’deki jeopolitik rekabet bağlamında dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan’daki bu diplomatik açılım, Türkiye açısından iki yönlü bir önem taşıyor. Birincisi, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ve enerji kaynakları paylaşımında Lübnan’ın olası bir pozisyon değişikliği, Ankara’nın KKTC ile yürüttüğü politikaları doğrudan etkileyebilir. İkincisi, Lübnan’da reformların başarılı olması halinde, bu ülke üzerinden Körfez sermayesinin bölgeye akışı hızlanabilir; Türkiye’nin inşaat ve altyapı şirketleri bu pazarda yeni fırsatlar yakalayabilir. Ancak Hizbullah’ın etkisinin azalması, Türkiye’nin bölgedeki nüfuz alanı açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme.