Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, AFP'ye verdiği özel röportajda, İsrail'in güney Lübnan'dan çekilmesinin ardından İsrail ile bir güvenlik anlaşması yapmak istediğini ve Hizbullah'ı çatışmaya girmeden silahsızlandırmaya kararlı olduğunu açıkladı. Aoun, bu açıklamaları yurt dışına yapacağı bir ziyaret öncesinde yaptı.
Gelişmenin Arka Planı
Lübnan, yıllardır İsrail ile gerginlik ve çatışma halinde. Özellikle İsrail'in 2006'daki savaşının ardından, Hizbullah güney Lübnan'da önemli bir askeri güç olarak varlığını sürdürdü. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı, İsrail'in Lübnan'dan çekilmesini ve Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını öngörüyordu ancak bu karar tam olarak uygulanmadı. Son yıllarda İsrail, Hizbullah'ın silahlanmasını ve Lübnan'ın egemenliğini ihlal ettiğini öne sürerek sık sık hava saldırıları düzenledi. Lübnan ise ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyor. Joseph Aoun, Ocak 2025'te cumhurbaşkanı seçildi ve ülkeyi iç savaş sonrası en kötü ekonomik krizden çıkarmak için reformlar vaat etti. Aoun'un açıklamaları, Lübnan'ın egemenliğini güçlendirme ve istikrarı sağlama çabası olarak yorumlanıyor.
Hizbullah, Lübnan'da hem siyasi hem askeri bir aktör. İran destekli grup, ülkenin güneyinde İsrail'e karşı caydırıcılık unsuru olarak görülüyor. Ancak Aoun, devlet otoritesini tesis etmek ve tüm silahlı unsurların devlet kontrolüne girmesini sağlamak istiyor. Uzmanlara göre, Hizbullah'ın silahsızlandırılması kolay değil çünkü grup, İsrail tehdidine karşı direnişin meşru olduğunu savunuyor. Aoun'un "çatışmaya girmeden" vurgusu, iç savaş riskini önlemeye yönelik bir diplomasi stratejisi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan-İsrail ilişkileri, Orta Doğu'nun en hassas konularından biri. İsrail, Hizbullah'ı "İran'ın ileri karakolu" olarak görüyor ve silahsızlandırılmasını ulusal güvenlik meselesi olarak tanımlıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçmişte Hizbullah'ın silahlanmasına asla izin vermeyeceklerini söylemişti. Öte yandan Lübnan, İsrail'in işgal ettiği Şeba Çiftlikleri ve diğer ihtilaflı bölgeler konusunda hak iddia ediyor. Aoun'un güvenlik anlaşması önerisi, İsrail'in güneyden çekilmesi şartına bağlı. Bu, 1701 sayılı kararın canlandırılması anlamına gelebilir. ABD ve Fransa, Lübnan'da istikrarın sağlanması için çaba harcıyor. ABD, Hizbullah'ı terör örgütü olarak tanıyor ve silahsızlandırılmasını destekliyor. Ancak Lübnan'ın iç dinamikleri, Hizbullah'ın silahlı kanadının sosyal ve siyasi tabanı nedeniyle karmaşık. İran, Hizbullah'ı bölgesel nüfuzunun önemli bir parçası olarak görüyor ve silahsızlandırma girişimlerine karşı çıkabilir. Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri ise İran'ın etkisinin azalmasını istiyor. Aoun'un açıklamaları, bölgesel güç dengelerini etkileyebilir. Ayrıca, Lübnan'ın ekonomik krizi, uluslararası yardıma bağımlı hale gelmesi, Batı'nın reform talepleriyle birleşiyor. Hizbullah'ın silahsızlandırılması, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılacak anlaşma ve yatırımların önünü açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önem taşıyor. Türkiye, Lübnan'ın istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekliyor. Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve İsrail ile bir güvenlik anlaşması, bölgede gerilimi azaltabilir ve Türkiye'nin ticari ve diplomatik ilişkilerini olumlu etkileyebilir. Ancak Türkiye, Hizbullah'ı terör örgütü olarak sınıflandırmıyor ve İsrail ile ilişkileri gergin. Aoun'un girişimi, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü artırabilir. Ayrıca, Lübnan'daki istikrar, Doğu Akdeniz'de enerji işbirliği ve ticaret yolları için kritik. Türkiye, İsrail ile Lübnan arasında bir anlaşmayı desteklerken, Filistin meselesindeki hassasiyetini koruyacaktır. Ekonomik olarak, Lübnan'ın yeniden inşası Türk müteahhitleri için fırsat olabilir. Güvenlik açısından, Hizbullah'ın silahsızlandırılması, Türkiye'nin sınır güvenliğini dolaylı olarak etkileyebilir. Sonuç olarak, Türkiye, Lübnan'da istikrarın sağlanması için diplomatik çabalarını sürdürecektir.