Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, İsrail'in Lübnan topraklarından asker çekme kararının ardından İsrail ile bir güvenlik anlaşması yapılması için girişim başlattı. Aoun'un bu adımı, ülkesinin güney sınırında istikrarı sağlamak ve İsrail ile kalıcı bir ateşkes zeminini oluşturmak amacı taşıyor. Lübnan, yıllardır İsrail ile devam eden çatışmalar ve 2006'dan bu yana uygulanan ateşkese rağmen, özellikle Hizbullah'ın varlığı nedeniyle güvenlik sorunları yaşıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ordusunun, 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşının ardından Lübnan'ın güneyine yönelik operasyonlarını sonlandırarak asker çekme kararı, bölgede yeni bir denklem yarattı. İsrail, 2023 sonundan itibaren Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırılarını artırmış, ancak uluslararası baskılar ve askeri maliyetler nedeniyle sınırlı bir çekilme gerçekleştirdi. Bu çekilme, Lübnan hükümeti için bir fırsat penceresi açtı. Cumhurbaşkanı Aoun, İsrail ile doğrudan müzakereler yerine, önce ABD ve Fransa gibi arabulucular üzerinden bir güvenlik mutabakatı sağlamayı hedefliyor. Aoun, göreve geldiği Ocak 2025'ten bu yana, ülkesinin egemenliğini güçlendirmek ve silahlı grupların devlet otoritesi altına alınmasını sağlamak için çaba harcıyor. Lübnan'ın ekonomik krizi ve siyasi istikrarsızlığı, böyle bir anlaşmayı daha da kritik hale getiriyor.
İsrail tarafı ise, Hizbullah'ın silahlanmasını ve Lübnan ordusunun güneyde tam kontrol sağlamasını şart koşuyor. İsrail Savunma Bakanlığı kaynaklarına göre, çekilme sonrası güvenlik boşluğunun oluşmaması için Lübnan ordusunun sınır bölgesinde konuşlandırılması ve uluslararası gözlemcilerin yer alması isteniyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL), 1978'den bu yana bölgede bulunuyor ancak etkinliği tartışmalı. Yeni anlaşma, UNIFIL'in rolünü güçlendirebilir veya yeni bir mekanizma oluşturabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan-İsrail güvenlik anlaşması, sadece iki ülkeyi değil, tüm Ortadoğu'yu ilgilendiriyor. İran, Hizbullah üzerinden Lübnan'da nüfuz sahibi ve olası bir anlaşma Tahran'ın bölgesel stratejisini zayıflatabilir. Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri, Lübnan'ın istikrarını destekliyor ancak İran etkisinin kırılmasını istiyor. ABD, İsrail'in güvenliğini sağlarken Lübnan'ın egemenliğini de güçlendirecek bir formül arayışında. Fransa ise eski sömürge bağları nedeniyle Lübnan'da aktif rol oynuyor ve anlaşmanın arabulucusu olabilir. Rusya'nın tutumu belirsiz; Moskova, Suriye üzerinden bölgede etkili ve Lübnan'da da nüfuzunu korumak isteyebilir. Çin ise ekonomik yatırımlarla bölgede varlık gösteriyor ancak güvenlik konularında düşük profil sergiliyor.
Anlaşmanın başarısı, Hizbullah'ın tutumuna bağlı. Hizbullah, İsrail ile doğrudan görüşmelere karşı ve silahlarını bırakmaya yanaşmıyor. Lübnan ordusunun güneyde konuşlanması, Hizbullah ile çatışma riski taşıyor. Ayrıca, İsrail'in çekilme sonrası ihlalleri ve Lübnan hava sahasını ihlal etmesi, güven bunalımını derinleştirebilir. Uluslararası toplum, anlaşmayı desteklemek için ekonomik yardım ve yatırım vaat edebilir; bu da Lübnan'ın iflas eden ekonomisi için hayati önemde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından izliyor. İsrail ile Lübnan arasında olası bir güvenlik anlaşması, Doğu Akdeniz'deki dengeleri etkileyebilir. Türkiye, Lübnan'ın istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekliyor; ancak İsrail ile ilişkileri gergin. Anlaşma, Türkiye'nin bölgedeki enerji projeleri ve deniz yetki alanları konusundaki pozisyonunu dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye, Lübnan ordusuna verdiği destek ve eğitimlerle ülkedeki etkisini artırmayı hedefliyor. İsrail'in kuzey sınırında güvenlik sağlaması, Türkiye'ye yönelik doğrudan bir tehdit oluşturmaz ancak bölgesel istikrarın tesisi, Türkiye'nin güvenliği için olumlu. Türkiye, anlaşmanın Filistin davasına zarar vermemesi ve Lübnan'ın egemenliğini güçlendirmesi gerektiğini vurguluyor.