Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, İsrail'in ülkenin güneyinde düzenlediği ve en az 7 kişinin ölümüne yol açan hava saldırılarının ardından ABD'den yardım talep etti. İsrail ordusu, saldırıların bir gün önce İran destekli Hizbullah'ın stratejik bir güney Lübnan sırtı yakınlarında İsrail askerlerine yönelik insansız hava aracı saldırısına misilleme olarak gerçekleştirildiğini açıkladı. Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre saldırılarda aralarında çocukların da bulunduğu siviller hayatını kaybetti.
Saldırıların Arka Planı ve Tarafların Açıklamaları
İsrail ordusu, saldırıların Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef aldığını ve grubun bir gün önceki insansız hava aracı saldırısına yanıt olduğunu belirtti. Açıklamada, "İran destekli terör örgütü Hizbullah'ın dün İsrail askerlerine yönelik İHA saldırısına karşılık olarak, örgütün operatörleri ve bölgeleri vuruldu" ifadeleri kullanıldı. Lübnan Cumhurbaşkanı Aoun ise saldırıları kınayarak, "Bu saldırılar Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik açık bir ihlaldir. ABD'den, İsrail'in saldırılarını durdurması için devreye girmesini bekliyoruz" dedi. Aoun ayrıca uluslararası toplumu, Lübnan'ın güneyinde istikrarın sağlanması için sorumluluk almaya çağırdı.
Hizbullah ise yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in saldırılarına misilleme hakkını saklı tuttuğunu bildirdi. Grup, saldırıda ölenler arasında sivillerin bulunmasını "savaş suçu" olarak nitelendirdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda 7 kişinin öldüğünü, 20'den fazla kişinin de yaralandığını duyurdu. Yaralıların bir kısmının durumunun ağır olduğu belirtildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırılar, İsrail ile Hizbullah arasında Ekim 2023'ten bu yana devam eden ve zaman zaman şiddetlenen çatışmaların son halkası. İsrail, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'a yönelik operasyonlarını sürdürürken, İran da bölgede vekil güçleri aracılığıyla etkisini korumaya çalışıyor. ABD yönetimi ise hem İsrail'in güvenlik endişelerini tanıyor hem de Lübnan'ın istikrarını korumak istiyor. Ancak Washington'un arabuluculuk çabaları şu ana kadar kalıcı bir ateşkes sağlayamadı.
Uluslararası kamuoyu, saldırıları endişeyle karşıladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, taraflara itidal çağrısında bulunarak, "Lübnan'da tansiyonun daha fazla yükselmesi bölgesel bir yangına yol açabilir" uyarısında bulundu. Fransa ve Katar gibi ülkeler de diplomatik girişimlerini hızlandırdı. Analistler, saldırıların İsrail'in kuzey sınırında güvenli bir bölge oluşturma çabalarının bir parçası olduğunu ve Hizbullah'ın askeri kapasitesini zayıflatmayı amaçladığını belirtiyor. Ancak bu tür saldırıların sivil kayıplara yol açması, uluslararası tepkileri ve Lübnan hükümeti üzerindeki baskıyı artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini destekleyerek, bölgede İran ve İsrail arasındaki gerilimin tırmanmasından endişe duyuyor. Olası bir geniş çaplı çatışma, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları için risk oluştururken, mülteci akını ve radikalleşme gibi sorunları da beraberinde getirebilir. Türkiye, ABD'nin arabuluculuğunu desteklemekle birlikte, kendi diplomatik kanallarını da kullanarak gerilimin düşürülmesi için çaba sarf ediyor. Bu bağlamda, Ankara'nın hem İsrail hem de Hizbullah ile temaslarını sürdürmesi ve bölgesel istikrar için aktif rol alması bekleniyor.