İsrail, dünya genelinde demokratik değerlerin gerilemesi ve otoriter liderlerin güç kazanması sürecinde, bu liderlerle yakın ilişkiler geliştiren bir ülke olarak öne çıkıyor. Son yıllarda İsrail'in, Macaristan'dan Brezilya'ya, Hindistan'dan Ruanda'ya kadar birçok ülkede otoriter eğilimli hükümetlerle stratejik ortaklıklar kurduğu gözlemleniyor. Bu durum, İsrail'in dış politikasında pragmatik yaklaşımını ve güvenlik önceliklerini yansıtıyor. Özellikle İran'a karşı mücadelede ve teknoloji alanındaki işbirliklerinde bu ilişkilerin önemi artıyor.
Pragmatizm ve Güvenlik İkilemi
İsrail'in otoriter rejimlerle kurduğu ilişkilerin temelinde, pragmatik güvenlik anlayışı yatıyor. Ülke, kendi varlığını tehdit eden İran gibi aktörlere karşı ittifaklar kurarken, demokrasi ve insan hakları gibi değerleri ikinci plana atabiliyor. Örneğin, Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile İsrail arasındaki yakın ilişki, her iki liderin de göçmen karşıtı söylemleri ve ulusal egemenliğe vurgu yapmasıyla şekilleniyor. Orban, İsrail'in Kudüs'teki büyükelçiliğini açma sözü vererek bu ilişkiyi pekiştirirken, İsrail de Avrupa Birliği içinde kendisine destek arayışında.
Brezilya'da Jair Bolsonaro döneminde İsrail ile ilişkiler doruk noktasına ulaştı. Bolsonaro, Kudüs'te ticaret ofisi açarak ve İsrail ile teknoloji alanında işbirliklerini artırarak bu yakınlaşmayı somutlaştırdı. Hindistan'da Narendra Modi hükümeti ile İsrail arasındaki savunma ve istihbarat işbirlikleri, özellikle Keşmir konusunda ortak çıkarlar üzerine inşa edildi. Ruanda'da ise İsrail, Afrika'daki nüfuzunu artırmak amacıyla otoriter eğilimli Devlet Başkanı Paul Kagame ile güçlü bağlar kurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu eğilim, İsrail'in uluslararası alanda yalnızlaşmasını önleme çabası olarak da yorumlanabilir. İsrail, uzun süredir Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlarda eleştirilere maruz kalıyor. Bu eleştirileri dengelemek için İsrail, kendisine yakın hükümetlerle ittifaklar kurarak diplomatik destek sağlıyor. Ayrıca, otoriter liderlerle kurulan ilişkiler, İsrail'in teknoloji ve istihbarat alanındaki üstünlüğünü pazarlamasına olanak tanıyor. Örneğin, İsrail'in siber güvenlik ve tarım teknolojisi alanındaki uzmanlığı, bu ülkelerde büyük ilgi görüyor.
Ancak bu ilişkiler, İsrail'in uluslararası itibarına zarar verme riski taşıyor. İnsan hakları örgütleri ve demokratik ülkeler, İsrail'in bu yaklaşımını eleştiriyor. Öte yandan, İsrail'in bu politikası, Orta Doğu'da da yankı buluyor. İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleriyle yakınlaşırken, bu ülkelerdeki otoriter yönetimlerle işbirliği yapmakta beis görmüyor. Bu durum, bölgedeki demokratikleşme hareketlerini olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in bu stratejik ilişkiler ağını yakından izliyor. İsrail'in otoriter rejimlerle yakınlaşması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarları açısından yeni dinamikler yaratabilir. Özellikle Doğu Akdeniz'deki doğalgaz kaynakları konusunda Türkiye ile İsrail arasında yaşanan anlaşmazlıklar, İsrail'in Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kurduğu ittifaklarla derinleşiyor. Ayrıca, İsrail'in Azerbaycan ve Gürcistan gibi Kafkasya'daki aktörlerle ilişkileri, Türkiye'nin bölgedeki etkisini dengeleme çabası olarak değerlendirilebilir. Türkiye, bu gelişmelere karşı diplomatik ve ekonomik araçlarını kullanarak bölgesel konumunu güçlendirmeye çalışıyor.