Londra’da uygulamaya konulan Ultra Düşük Emisyon Bölgesi (ULEZ), yalnızca hava kalitesini artırmakla kalmadı; aynı zamanda ilkokul çağındaki çocukların akciğer sağlığında ölçülebilir bir iyileşme sağladı. Yeni bir bilimsel araştırma, hava kirliliğini azaltmaya yönelik bu politikanın, 6-9 yaş arasındaki çocuklarda akciğer büyümesi ve fonksiyonunu olumlu yönde etkilediğini ortaya koydu. Çalışma, Londra’daki 1.600 çocuğun sağlık verilerini, benzer sosyoekonomik ve demografik özelliklere sahip ancak emisyon bölgesi bulunmayan Luton kentindeki çocuklarla karşılaştırdı. Sonuçlar, temiz hava politikalarının çocuk sağlığına doğrudan ve hızlı bir şekilde yansıyabileceğini gösteriyor.
Gelişmenin Arka Planı: ULEZ ve Araştırmanın Kapsamı
Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan’ın öncülüğünde 2019 yılında hayata geçirilen Ultra Düşük Emisyon Bölgesi, başlangıçta şehir merkezini kapsıyordu. Bu bölgede, belirlenen emisyon standartlarını karşılamayan araçların günlük olarak yüksek ücret ödemesi gerekiyor. Ağustos 2023’te bölgenin genişletilmesi, hem destek hem de eleştiri toplamıştı; ancak yapılan bu yeni araştırma, uygulamanın sağlık üzerindeki olumlu etkilerini kanıtlar nitelikte.
Queen Mary Üniversitesi’nden araştırmacıların yürüttüğü çalışmada, Londra’daki 1.600 çocuğun akciğer hacmi ve fonksiyonu ölçüldü. Bu veriler, Luton’daki benzer yaş ve sosyoekonomik özelliklere sahip çocukların verileriyle karşılaştırıldı. Sonuçlar, Londra’daki çocukların akciğer gelişiminin, ULEZ’in uygulanmaya başlanmasından bu yana belirgin şekilde arttığını gösterdi. Özellikle hava kirliliğinin en yüksek olduğu bölgelerde yaşayan çocuklarda iyileşmenin daha fazla olması, politikanın etkinliğini ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Temiz Hava Politikalarının Artan Önemi
Londra’daki bu bulgular, dünya genelinde hava kirliliğiyle mücadele eden diğer metropoller için de önemli bir referans niteliği taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, hava kirliliği dünya çapında her yıl milyonlarca erken ölüme yol açıyor ve özellikle çocukların akciğer gelişimini olumsuz etkiliyor. Lancet Gezegen Sağlığı dergisinde yayımlanan bu çalışma, şehirlerin trafik kaynaklı emisyonları azaltma politikalarının yalnızca çevreye değil, aynı zamanda toplum sağlığına da doğrudan katkı sağladığını gösteriyor.
Avrupa’nın birçok şehrinde benzer düşük emisyon bölgeleri bulunuyor. Özellikle Berlin, Madrid ve Milano gibi kentlerde bu uygulamalar yaygınlaşırken, Londra’nın elde ettiği bu sonuçlar, politika yapıcıların elini güçlendiriyor. Çalışmanın başyazarı Dr. Ian Mudway, “Bu bulgular, çocukların sağlığını korumak için temiz hava politikalarının ne kadar kritik olduğunu gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde ciddi hava kirliliği sorunuyla karşı karşıya. Bu araştırma, trafik kaynaklı emisyonları azaltmanın çocuk sağlığı üzerinde doğrudan olumlu etkiler yaratabileceğini gösteriyor. Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele ve hava kalitesini iyileştirme hedefleri kapsamında, düşük emisyon bölgeleri uygulaması tartışılabilir. Ancak bu tür politikaların ekonomik maliyetleri ve toplumsal kabulü göz önünde bulundurulmalı. Yine de uzun vadede sağlık harcamalarını azaltacak ve yaşam kalitesini artıracak bu tür adımların, Türkiye için de önemli bir örnek teşkil ettiği söylenebilir.