Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan, görevdeki en zor kararının Ultra Düşük Emisyon Bölgesi’ni (Ulez) şehrin geneline yaymak olduğunu söyledi. Khan, eleştirmenlerin kendisini sürücülere saldırmakla suçladığını ancak asıl amacının çocukların artık tehlikeli düzeyde hava kirliliği solumaması olduğunu belirtti. Yeni araştırmalar, uygulamanın çocukların akciğer gelişimi üzerinde ölçülebilir ve olumlu bir etkisi olduğunu ortaya koydu.
Uygulamanın başarısı bilimsel olarak kanıtlandı
The Guardian’da yayımlanan bir araştırmaya göre, Ulez’in genişletilmesinin ardından Londra’daki çocukların akciğer fonksiyonlarında belirgin bir iyileşme görüldü. Çalışma, bölgedeki hava kalitesinin arttığını ve özellikle ilkokul çağındaki çocukların akciğer kapasitesinin, uygulamanın olmadığı bölgelere kıyasla daha hızlı geliştiğini gösterdi. Bu bulgular, hava kirliliğinin halk sağlığı üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik politikaların somut sonuçlar doğurabileceğini kanıtlıyor.
Sadiq Khan, 2016 yılında belediye başkanı seçildiğinde Londra’nın hava kirliliği seviyelerinin ulusal ve uluslararası standartların üzerinde olduğunu vurguladı. Ulez’in ilk aşaması 2019’da merkezde başlatıldı, ardından 2021’de iç bölgelere, 2023’te ise tüm şehri kapsayacak şekilde genişletildi. Uygulama, yüksek emisyonlu araçların şehre girişini ücretlendirerek trafik kaynaklı karbondioksit ve azot oksit emisyonlarını azaltmayı hedefliyor.
Khan, kararın siyasi olarak zor olduğunu kabul etti: "Ulez'i genişletmek, belediye başkanlığımın en zor kararıydı. Pek çok kişi bunun sürücülere karşı bir savaş olduğunu düşündü. Ancak benim önceliğim, bu şehirde yaşayan çocukların sağlıklı hava soluyabilmesiydi." Araştırma sonuçlarının kendisini haklı çıkardığını belirten Khan, uygulamanın çevresel ve toplumsal faydalarının yadsınamaz olduğunu söyledi.
Küresel ve yeni nesil politikalara ilham
Londra’nın Ulez modeli, dünya genelinde kentsel hava kirliliğiyle mücadele eden şehirler için örnek teşkil ediyor. Paris, Madrid, Berlin ve Mexico City gibi şehirler benzer düşük emisyon bölgeleri kurarken, BM ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de hava kirliliğinin sağlık üzerindeki etkilerini azaltmak için bu tür politikaları teşvik ediyor. Araştırma, kentlerin iklim değişikliğiyle mücadele ve halk sağlığını koruma hedeflerinin birbirini destekleyebileceğini gösteriyor.
Ancak uygulama, özellikle düşük gelirli sürücüler üzerinde mali yük oluşturduğu gerekçesiyle eleştirilere maruz kalmıştı. Khan yönetimi, bu endişeleri gidermek için hurda teşvik programları ve toplu taşıma yatırımlarını artırdı. Uzmanlar, bu tür politikaların başarısının, toplumsal kabul ve adil geçiş önlemleriyle mümkün olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Londra’daki Ulez uygulamasının sağlık üzerindeki olumlu etkileri, Türkiye’nin büyük şehirlerindeki hava kirliliğiyle mücadele politikaları için önemli bir örnek oluşturuyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde trafik kaynaklı kirlilik ciddi bir halk sağlığı sorunu. Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele ve Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sürecinde, şehirlerdeki emisyon azaltımı öncelikli alanlardan biri. Bu araştırma, Türkiye’de benzer politikaların hayata geçirilmesi durumunda kısa vadede bile ölçülebilir faydalar sağlanabileceğini gösteriyor. Ancak uygulamanın maliyet ve toplumsal kabul boyutlarının da dikkate alınması gerekiyor.