Londra'da düzenlenen büyük bir gayrimenkul fuarında, İsrail'in uluslararası hukuka göre yasadışı kabul edilen Batı Şeria'daki yerleşim birimleri açıkça tanıtıldı. Middle East Eye'ın ulaştığı özel bilgilere göre, etkinlikte potansiyel alıcılara işgal altındaki topraklarda ev ve arazi satışı teşvik edildi. Bu durum, İngiltere'nin bu tür yasadışı yerleşimleri desteklememe taahhüdüyle çelişiyor ve Filistin yanlısı grupların sert tepkisine yol açtı.
Etkinliğin Ayrıntıları ve Katılımcılar
Etkinlik, Londra merkezinde lüks bir otelde gerçekleştirildi. Fuarda, İsrail'in Batı Şeria'daki Ariel, Ma'ale Adumim ve Kiryat Arba gibi büyük yerleşimleri ile küçük karakollar dahil olmak üzere çok sayıda yerleşim birimi tanıtıldı. Etkinliğe İsrailli emlak geliştiricileri, aracı kurumlar ve potansiyel yatırımcılar katıldı. Tanıtım broşürlerinde, yerleşimlerin “yeşil alanlara yakın, sessiz ve güvenli” olduğu vurgulanırken, bölgenin işgal altındaki Filistin toprakları olduğuna dair herhangi bir ibare yer almadı.
Etkinlikte ayrıca, yerleşimlerde yaşayan İsrailli ailelerin deneyimlerini paylaştığı sunumlar yapıldı. Bir katılımcı, “Burası sadece bir ev değil, aynı zamanda bir misyon” ifadelerini kullanarak yerleşimlerin ideolojik boyutuna dikkat çekti. Fuarda sunulan fiyatlar, İsrail içindeki benzer mülklere göre daha düşük olarak belirtildi ve potansiyel alıcılara özel indirimler vaat edildi.
Bölgesel ve Hukuki Boyut
Uluslararası toplum, İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri'ndeki yerleşimleri yasadışı kabul etmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, bu yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve iki devletli çözümü engellediğini açıkça belirtmektedir. İngiltere hükümeti de resmi olarak bu yerleşimleri tanımamakta ve genellikle bu tür etkinlikleri desteklememektedir. Ancak sivil toplum kuruluşları, İngiliz yetkililerin bu tür girişimlere karşı yeterince sert önlem almadığını eleştirmektedir.
Filistin Dışişleri Bakanlığı, bu etkinliği “uluslararası hukukun ve insanlığa karşı işlenen bir suçun açık bir ihlali” olarak nitelendirdi. Boykot, Tecrit ve Yaptırımlar hareketi (BDS) ise, Londra'daki bu fuar gibi girişimlerin yasadışı yerleşimlerin meşrulaştırılmasına hizmet ettiğini ve İsrail'in işgal politikasını pekiştirdiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına tarihsel olarak güçlü destek vermekte ve İsrail'in yasadışı yerleşimlerini kınayan BM kararlarını aktif olarak desteklemektedir. Londra'daki bu etkinlik, Türkiye'nin Orta Doğu'da adil bir barış için sürdürdüğü çabaları baltalayıcı bir nitelik taşımaktadır. Anlaşmalar, iki devletli çözümü temel alan Türk dış politikasını zayıflatma potansiyeli taşımaktadır. Ayrıca, bu tür girişimlerin uluslararası alanda meşruiyet kazanması, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgesel dengeleri olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin özellikle Avrupa ülkelerinde bu tür yasadışı faaliyetlerin önlenmesine yönelik daha fazla diplomatik girişimde bulunması beklenebilir.