Litvanya'nın tüm parlamento partileri, ülkenin anayasasında yer alan nükleer silah ve yabancı askeri üs yasağının kaldırılması için mutabakata vardı. Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda'nın açıkladığı bu karar, Rusya'nın Ukrayna savaşıyla birlikte bölgesel güvenlik dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde geldi. Baltık ülkesi, NATO'nun doğu kanadında Rusya'ya en yakın ülkelerden biri olarak, Moskova'nın artan askeri faaliyetleri karşısında caydırıcılığını güçlendirmeyi hedefliyor.
Anayasa değişikliğinin perde arkası
Litvanya anayasasının 137. maddesi, ülkede kitle imha silahlarının ve yabancı askeri üslerin bulunmasını yasaklıyor. Bu madde, 1992 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından kabul edilen anayasada yer aldı ve uzun yıllar Litvanya'nın tarafsızlık politikasının bir yansıması olarak görüldü. Ancak Rusya'nın 2014'te Kırım'ı ilhak etmesi ve ardından 2022'de Ukrayna'ya başlattığı geniş çaplı işgal, Baltık ülkelerinde güvenlik algısını kökünden değiştirdi.
Cumhurbaşkanı Nausėda, yaptığı açıklamada "Durum giderek kötüleşiyor" ifadelerini kullanarak, alınan kararın Rusya'nın artan tehditlerine karşı bir önlem olduğunu vurguladı. Litvanya, Polonya ve Letonya ile birlikte NATO'nun doğu sınırında konuşlanmış durumda. İttifak, Baltık ülkelerinde çok uluslu savaş grupları bulundursa da, kalıcı üslerin kurulması anayasal engel nedeniyle mümkün olamıyordu. Anayasa değişikliği, bu engeli ortadan kaldırarak NATO'nun bölgede daha kalıcı ve güçlü bir varlık göstermesine olanak tanıyacak.
Bölgesel ve küresel boyut
Litvanya'nın bu hamlesi, Baltık Denizi bölgesindeki güvenlik mimarisini derinden etkileyecek bir adım olarak değerlendiriliyor. Rusya'nın Kaliningrad eksklavı, Polonya ile Litvanya arasında stratejik bir konuma sahip ve burada konuşlu Rus askeri güçleri, Baltık ülkeleri için sürekli bir tehdit oluşturuyor. Nükleer silah yasağının kaldırılması, uzun vadede Litvanya'nın NATO'nun nükleer paylaşım programına dahil olmasının önünü açabilir. Bu program kapsamında Belçika, Almanya, İtalya, Hollanda ve Türkiye gibi ülkeler, Amerikan nükleer silahlarını kendi topraklarında bulunduruyor.
Rusya ise Litvanya'nın bu kararına sert tepki göstermeye hazırlanıyor. Moskova, NATO'nun doğuya doğru genişlemesini kendisine yönelik bir tehdit olarak tanımlıyor ve Baltık ülkelerindeki askeri varlığın artmasını kırmızı çizgi olarak görüyor. Analistler, Litvanya'nın anayasa değişikliğinin, Rusya ile NATO arasındaki gerilimi daha da tırmandırabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak Vilnius yönetimi, kararın tamamen savunma amaçlı olduğunu ve uluslararası hukuka uygun olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Litvanya'nın nükleer silah yasağını kaldırma girişimi, Türkiye'nin de üyesi olduğu NATO'nun doğu kanadındaki caydırıcılık tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Türkiye, NATO'nun nükleer paylaşım programında yer alan ülkelerden biri olarak, bu tür adımları yakından izliyor. Ankara, Rusya ile dengeli ilişkiler sürdürürken, NATO'nun savunma politikalarına katkıda bulunmayı da önemsiyor. Litvanya'nın kararı, Baltık bölgesindeki güvenlik dinamiklerini değiştirecek olsa da, Türkiye'nin doğrudan güvenliğini etkilemesi beklenmiyor. Ancak bu gelişme, NATO içindeki nükleer paylaşım ve caydırıcılık stratejilerinin yeniden tartışılmasına yol açabilir; bu da Türkiye'nin ittifak içindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir.