ABD merkezli mikromobilite şirketi Lime'ın İngiltere kolu, elektrikli bisiklet kullanıcı sayısındaki hızlı artış sayesinde yıllık kârını ikiye katladı. Şirketin açıkladığı verilere göre, aylık ortalama kullanıcı sayısı 700 bine yükseldi ve satışlar bir önceki yıla göre üçte bir oranında arttı. İngiltere yollarında giderek daha sık görülen Lime bisikletleri, kullanıcılar tarafından sevilse de eleştirilse de, şirketin finansal performansına olumlu yansıdı.
Gelişmenin Arka Planı
Lime, 2017 yılında ABD'nin Kaliforniya eyaletinde kuruldu ve kısa sürede dünyanın dört bir yanında elektrikli scooter ve bisiklet paylaşım hizmeti sunmaya başladı. İngiltere pazarına 2018'de giren şirket, başlangıçta yalnızca elektrikli scooter'larla hizmet veriyordu. Ancak 2020'de elektrikli bisikletleri (e-bike) de filosuna ekleyerek ürün yelpazesini genişletti. Özellikle Londra, Manchester, Birmingham ve Milton Keynes gibi şehirlerde yoğunlaşan Lime bisikletleri, kısa mesafeli ulaşımda alternatif bir çözüm olarak kabul görüyor.
Şirketin İngiltere operasyonlarından sorumlu yöneticileri, artan kullanıcı talebinin arkasında pandemi sonrası değişen ulaşım alışkanlıklarının yattığını belirtiyor. İnsanların toplu taşıma yerine bireysel ve çevre dostu araçlara yönelmesi, Lime'ın büyümesini hızlandırdı. Ayrıca, İngiltere hükümetinin karbon emisyonlarını azaltma hedefleri doğrultusunda bisiklet kullanımını teşvik eden politikaları da şirketin lehine işliyor. Örneğin, birçok belediye bisiklet yollarını genişletiyor ve elektrikli bisikletler için park alanları oluşturuyor.
Lime'ın açıkladığı finansal sonuçlar, şirketin İngiltere'deki büyüme stratejisinin meyvelerini verdiğini gösteriyor. 2022'de 350 bin olan aylık ortalama kullanıcı sayısı, 2023'te 700 bine çıkarak iki katına ulaştı. Satış gelirleri ise bir önceki yıla göre %33 artış gösterdi. Şirket, bu büyümede elektrikli bisikletlerin payının büyük olduğunu vurguluyor. Özellikle uzun mesafeli yolculuklarda e-bike'ların tercih edilmesi, gelir artışında etkili oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lime'ın başarısı, küresel mikromobilite pazarının ne kadar hızlı büyüdüğünü gösteriyor. Dünya genelinde birçok şehir, trafik sıkışıklığı ve hava kirliliğiyle mücadele etmek için paylaşımlı elektrikli bisiklet ve scooter sistemlerini destekliyor. Avrupa'da Paris, Berlin, Madrid gibi metropoller, bu tür hizmetleri yaygınlaştırarak otomobil kullanımını azaltmayı hedefliyor. Ancak bazı şehirlerde güvenlik endişeleri ve düzensiz park sorunları nedeniyle kısıtlamalar da getiriliyor. Örneğin, Paris 2023'te elektrikli scooter'ları yasaklama kararı almıştı; fakat bisikletler bu yasaktan muaf tutuldu.
Lime'ın İngiltere'deki başarısı, diğer ülkelerdeki operasyonları için de bir referans noktası oluşturuyor. Şirket, halihazırda 30'dan fazla ülkede faaliyet gösteriyor ve özellikle Avrupa pazarında büyümeyi sürdürüyor. Türkiye'de ise henüz doğrudan bir Lime hizmeti bulunmuyor; ancak benzeri girişimler (örneğin Martı) büyükşehirlerde yaygınlaşmış durumda. Türkiye'de elektrikli scooter kullanımı hızla artarken, bisiklet paylaşım sistemleri de belediyeler tarafından destekleniyor. İstanbul, İzmir ve Ankara gibi şehirlerde bisiklet yollarının genişletilmesi, bu alandaki potansiyeli artırıyor.
Küresel ölçekte mikromobilite pazarının 2030'a kadar 200 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyümede elektrikli bisikletlerin payı giderek artıyor. Lime'ın yanı sıra Bird, Tier, Bolt gibi şirketler de pazardan pay almak için yarışıyor. Ancak kârlılık, sektörün en büyük sorunu olmaya devam ediyor. Lime, İngiltere'de kârını artırarak bu alanda önemli bir başarı yakalamış görünüyor. Şirketin agresif büyüme stratejisi ve yerel yönetimlerle iş birliği, bu başarıda etkili oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lime'ın İngiltere'deki kâr artışı, Türkiye'deki mikromobilite pazarı için de bir gösterge niteliğinde. Türkiye'de özellikle büyükşehirlerde elektrikli scooter ve bisiklet paylaşım hizmetlerine talep artıyor. Martı gibi yerli girişimler, kullanıcı sayısını hızla büyütüyor. Ancak düzenleme eksiklikleri ve altyapı yetersizlikleri sektörün önündeki engeller. İngiltere örneği, yerel yönetimlerin bisiklet yolları ve park alanları gibi altyapı yatırımlarıyla bu hizmetleri desteklemesinin önemini gösteriyor. Türkiye'nin de benzer adımlarla hem çevre dostu ulaşımı teşvik edebileceği hem de yeni iş modelleri yaratabileceği değerlendiriliyor.