Libya'nın başkenti Trablus'ta yüzlerce kişi, Birleşmiş Milletler Göç Örgütü (IOM) ofisi önünde toplanarak, örgütün ülkeye belgesiz göçmenleri yerleştirdiği iddiasıyla protesto gösterisi düzenledi. Göstericiler, BM'nin Afrika ülkelerinden gelen düzensiz göçmenleri Libya'ya bilinçli olarak yönlendirdiğini ve bu durumun ülkenin demografik yapısını tehdit ettiğini öne sürdü. IOM ise söz konusu iddiaları kesin bir dille reddederek, kurumun yalnızca insani yardım ve gönüllü geri dönüş programları yürüttüğünü açıkladı.
Protestoların arka planı ve tarafların açıklamaları
Protesto, yerel halk arasında yaygınlaşan "BM göçmenleri ülkeye yerleştiriyor" söyleminin etkisiyle büyüdü. Göstericiler, ellerinde "Libya satılık değildir" ve "Göçmen akınını durdurun" yazılı pankartlar taşıdı. Libya'nın doğusundaki gayrimeşru silahlı grupların da destek verdiği eylemde, güvenlik güçleri ile protestocular arasında kısa süreli gerginlik yaşandı ancak olay büyümeden kontrol altına alındı.
IOM Libya Temsilcisi Federica Borelli, yaptığı yazılı açıklamada, "Kurumumuz Libya'da yalnızca insani yardım sağlamakta ve gönüllü geri dönüş isteyen göçmenlere destek olmaktadır. Göçmenleri ülkeye yerleştirmek gibi bir misyonumuz kesinlikle yoktur" ifadelerini kullandı. Borelli, iddiaların asılsız olduğunu ve kurumun faaliyetlerinin tamamen şeffaf olduğunu vurguladı.
Libya, 2011'de Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesinin ardından yaşanan iç savaş ve istikrarsızlık nedeniyle yıllardır düzensiz göçün ana geçiş noktalarından biri haline geldi. BM verilerine göre, Libya'da halihazırda 700 binden fazla düzensiz göçmen bulunuyor. Bu göçmenlerin büyük bölümü, Akdeniz üzerinden Avrupa'ya geçmeye çalışırken Libya'da mahsur kalıyor veya insan kaçakçılarının ağlarına takılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Göç meselesi ve BM'nin rolü
Libya'daki protestolar, Afrika'dan Avrupa'ya uzanan göç rotasında BM kurumlarının oynadığı role ilişkin artan şüpheleri yansıtıyor. Özellikle sosyal medyada yayılan komplo teorileri, BM'nin Afrika nüfusunu Avrupa'ya yönlendirdiği iddiasını körüklüyor. Uzmanlar, bu tür söylemlerin göçmen karşıtlığını artırdığı ve Libya'daki kırılgan siyasi ortamı daha da istikrarsızlaştırdığı uyarısında bulunuyor.
Avrupa Birliği, Libya üzerinden gelen göçü engellemek için yıllardır Libya Sahil Güvenliği'ne eğitim ve ekipman desteği sağlıyor. Ancak bu politikalar, insan hakları örgütleri tarafından göçmenlerin Libya'da kötü muameleye maruz kalmasına neden olduğu gerekçesiyle eleştiriliyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ise Libya'daki göçmenlerin yalnızca yüzde 10'unun uluslararası korumaya ihtiyaç duyduğunu, geri kalanının ekonomik nedenlerle göç ettiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Libya'daki siyasi istikrarsızlık ve göçmen krizi, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler destekli Ulusal Mutabakat Hükümeti ile yakın ilişkiler yürütüyor ve Libya'da enerji, inşaat ve güvenlik alanlarında önemli yatırımlara sahip. Göçmen karşıtı protestoların artması, Türkiye'nin Libya'daki nüfuzunu ve yatırımlarını tehlikeye atabilir. Ayrıca, Libya üzerinden Avrupa'ya yönelen düzensiz göçün Türkiye'ye yansımaları da olabilir; zira Türkiye, benzer bir göç baskısıyla kendi sınırlarında mücadele ediyor. Ankara'nın, BM'nin Libya'daki çalışmalarını desteklerken, yerel halkın hassasiyetlerini de dikkate alan bir denge politikası izlemesi bekleniyor.