Libya'nın batısındaki Ulusal Birlik Hükümeti (GNU), ülkenin doğusunu kontrol eden savaş ağası Halife Hafter'in oğlu Saddam Hafter'in yakıt depolama tesisleri ve elektrik santrallerine yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yönettiği iddiaları üzerine, ABD'nin desteklediği birleşme planının çöktüğünü duyurdu. Trablus merkezli hükümet, Saddam Hafter ile çalışmanın "imkansız" olduğunu belirterek,Birleşik Libya hükümeti kurma çabalarının sona erdiğini açıkladı. Bu gelişme, ülkenin barış ve istikrar arayışında önemli bir darbe olarak değerlendiriliyor.
Olayın Arka Planı
Libya, 2011'de Muammer Kaddafi'nin devrilmesinden bu yana iç savaş ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyor. Ülke, batıda Trablus merkezli ve Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Birlik Hükümeti (GNU) ile doğuda Bingazi merkezli ve Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LNA) arasında bölünmüş durumda. Hafter, Mısır, BAE ve Rusya'nın desteğini alırken, GNU Türkiye ve Katar'ın desteğine sahip.
Son aylarda, ABD'nin arabuluculuğuyla, iki taraf arasında birleşik bir hükümet kurulması yönünde görüşmeler yapılıyordu. Ancak, Saddam Hafter'in batı Libya'daki yakıt depolarına ve güç istasyonlarına yönelik İHA saldırılarını koordine ettiği iddiaları, bu süreci rayından çıkardı. GNU, Saddam Hafter'i "terör hücresi" yönetmekle suçlayarak, onunla herhangi bir siyasi süreçte yer almasının mümkün olmadığını vurguladı.
Uzmanlar, bu saldırıların, Hafter ailesinin batıdaki rakiplerine karşı askeri baskıyı artırarak siyasi kazanç sağlama stratejisinin bir parçası olabileceğini belirtiyor. Saldırılar, ülkenin zaten kırılgan olan altyapısına daha fazla zarar verirken, halkın günlük yaşamını da olumsuz etkiliyor. Elektrik kesintileri ve yakıt kıtlığı, batı Libya'da zaten ciddi boyutlara ulaşmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Libya'daki bu son gelişme, bölgesel ve küresel güçlerin Libya üzerindeki nüfuz mücadelesini de gözler önüne seriyor. Hafter'in oğlunun saldırıları, sadece iç savaşı derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda Akdeniz'deki enerji güvenliğini de tehdit ediyor. Libya, Afrika'nın en büyük petrol rezervlerine sahip ve istikrarsızlık, küresel enerji piyasalarını da etkiliyor.
ABD'nin Libya'daki birleşme çabaları, bölgede istikrar sağlama ve Rusya'nın artan etkisini dengeleme amacı taşıyor. Ancak, Saddam Hafter'e yönelik suçlamalar, ABD'nin arabuluculuk çabalarının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Öte yandan, Türkiye'nin desteklediği GNU'nun bu tutumu, Ankara'nın Libya'daki pozisyonunu güçlendirirken, Hafter cephesiyle olan gerilimi artırıyor.
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, Libya'da barışçıl bir çözüm için çağrılarını sürdürüyor ancak sahadaki gerçekler, siyasi çözümün ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Ülkedeki yabancı paralı askerler ve silahlı gruplar, istikrarın önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor. Libya'nın geleceği, hem bölgesel hem de küresel aktörlerin atacağı adımlara bağlı görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Libya'daki birleşme görüşmelerinin çökmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika'daki stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, GNU'ya verdiği askeri ve siyasi destekle Libya'da önemli bir aktör konumunda. Hafter'in saldırıları, Türkiye'nin desteklediği hükümeti zayıflatmaya yönelik bir hamle olarak yorumlanabilir. Ayrıca, Libya'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji arama faaliyetlerini ve deniz yetki alanı anlaşmalarını riske atabilir. Türkiye, Libya'da kalıcı bir siyasi çözüm için diplomatik çabalarını sürdürmeli, ancak Hafter gibi aktörlerin provokasyonlarına karşı da hazırlıklı olmalı.