Etiyopya'nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) isyancıları cumartesi günü bölgesel başkent Mekelle'den çekilmeye başladı. Yerel bir gazeteci ve bölge sakinlerinin AFP'ye aktardığı bilgilere göre, federal hükümet güçleri ve müttefik milislerin ilerleyişi karşısında TPLF mevzilerini terk ediyor. TPLF, 23 Eylül'den bu yana federal ordu ve hükümet yanlısı milislerle çatışıyor. Bu gelişme, yaklaşık iki yıldır süren ve yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine yol açan çatışmalarda kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Tigray Savaşının Seyri
Tigray bölgesi, Etiyopya'nın kuzeyinde yer alan ve 2020 yılından bu yana şiddetli bir iç savaşa sahne olan bir bölge. TPLF, 2018 yılına kadar Etiyopya'nın iktidar koalisyonunun baskın gücüydü. Ancak Başbakan Abiy Ahmed'in iktidara gelmesiyle TPLF yönetimden uzaklaştırıldı ve gerilim hızla arttı. Kasım 2020'de Abiy, TPLF'e karşı askeri bir operasyon başlattığını duyurdu. O tarihten bu yana çatışmalar aralıklarla devam ediyor ve bölgede ciddi bir insani kriz yaşanıyor.
Eylül 2023'te çatışmalar yeniden alevlendi. Federal güçler ve Eritre ordusunun da desteklediği hükümet yanlısı milisler, Tigray'ın batı ve güney cephelerinde ilerleyişini sürdürdü. TPLF ise bölgenin kontrolünü elinde tutmaya çalışıyordu. Ancak son haftalarda federal güçlerin stratejik noktaları ele geçirmesi, TPLF'in direncini kırdı. Mekelle'nin düşmesi veya boşaltılması, savaşın gidişatını değiştirecek bir gelişme olarak görülüyor.
Yerel kaynaklara göre, TPLF liderleri ve savaşçıları cumartesi sabahı itibarıyla Mekelle'den ayrılmaya başladı. Şehirdeki durum belirsizliğini korurken, sivil halkın büyük bir kısmının da bölgeden kaçmaya çalıştığı bildiriliyor. Uluslararası yardım kuruluşları, artan insani ihtiyaçlara dikkat çekiyor. Etiyopya hükümeti ise henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Afrika Boynuzu'nda Güç Mücadelesi
Tigray çatışması, yalnızca Etiyopya'nın iç meselesi olarak kalmadı; Afrika Boynuzu'nda geniş yankı uyandırdı. Eritre, federal hükümeti destekleyerek çatışmaya doğrudan müdahil oldu. Sudan ve Güney Sudan gibi komşu ülkeler, mülteci akınlarıyla karşı karşıya kaldı. Bölgesel örgütler ve uluslararası aktörler, defalarca ateşkes çağrısı yaptı ancak sonuç alınamadı.
Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği, çatışmaların durdurulması için diplomatik girişimlerde bulundu. ABD ve Avrupa Birliği, taraflara yönelik yaptırım tehditlerinde bulundu. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve iktidar mücadelesi, barış çabalarını akamete uğrattı. Tigray'ın başkentinin düşmesi, federal hükümetin askeri üstünlüğünü pekiştirebilir; ancak bu durumun kalıcı bir barış getirip getirmeyeceği belirsiz.
Uzmanlar, Tigray'daki çatışmanın sona ermesinin bölgesel istikrar için kritik olduğunu vurguluyor. Etiyopya, Afrika'nın en kalabalık ikinci ülkesi ve bölgesel bir güç. İç savaşın uzaması, ülke ekonomisini ve sosyal dokusunu derinden sarstı. Ayrıca, çatışmaların komşu ülkelere yayılma riski her zaman mevcut.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Etiyopya ile son yıllarda ekonomik ve diplomatik ilişkilerini güçlendirdi. Türk müteahhitlik firmaları ülkede önemli altyapı projeleri yürütüyor; iki ülke arasındaki ticaret hacmi artıyor. Tigray'daki istikrarsızlık, Türk yatırımlarını ve bölgesel ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Afrika Boynuzu'ndaki güç boşluğu, Türkiye'nin bölgedeki artan nüfuzunu test edebilir. Türkiye, insani yardım ve diplomatik çözüm çağrılarıyla denge politikası izliyor. Çatışmanın sona ermesi, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve ekonomik çıkarları açısından olumlu olacaktır.