Güney Kore'nin önde gelen siyasi figürlerinden Lee Jae-myung, ülkenin ekonomik büyümesinin meyvelerinin yalnızca şirketlere değil, tüm topluma yayılması gerektiğini savundu. Lee, hükümetin beklenenden fazla topladığı vergi gelirlerini, doğrudan vatandaşlara nakit yardımı veya sosyal programlar yoluyla geri dağıtmayı hedeflediğini açıkladı. Bu plan, Güney Kore'de artan gelir eşitsizliği ve yavaşlayan ekonomik büyüme ortamında, halkın alım gücünü artırmayı amaçlıyor.
Lee'nin Vizyonu ve Ekonomik Adımlar
Lee Jae-myung, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada, "Bir ülkenin gerçek zenginliği, sadece büyük şirketlerin bilançolarında değil, sokaktaki vatandaşın cebinde görülmelidir" ifadelerini kullandı. Siyasetçi, özellikle Kovid-19 pandemisi sonrasında derinleşen ekonomik uçurumun kapatılması gerektiğini vurguladı. Lee'nin önerdiği model, Japonya ve ABD gibi ülkelerde uygulanan doğrudan nakit transferlerine benziyor ancak bunu kalıcı bir politikaya dönüştürmeyi hedefliyor. Buna göre, yıllık bütçe fazlası olarak ortaya çıkan vergi gelirlerinin belirli bir kısmı, düşük ve orta gelirli hanelere otomatik olarak aktarılacak. Planın finansmanı ise büyük ölçüde kurumlar vergisi artışına dayandırılacak.
Lee'nin bu önerisi, Güney Kore endüstri devleri olan Samsung, Hyundai ve LG gibi şirketlerin uluslararası rekabet gücünü zayıflatabileceği gerekçesiyle iş dünyasından eleştiri alırken, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarından destek görüyor. Lee, şirketlerin kârlarını artırırken çalışanların ücretlerinin aynı oranda artmadığını, bu nedenle toplumsal refahın tabana yayılması için devlet müdahalesinin şart olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Kore, Asya'nın dördüncü büyük ekonomisi olmasına rağmen, gelir dağılımındaki adaletsizlik OECD ülkeleri arasında en yüksek seviyelerden biri. Lee'nin önerdiği vergi fazlası dağıtım modeli, bölgedeki diğer ülkeler için de örnek teşkil edebilir. Özellikle Japonya ve Tayvan gibi yaşlanan nüfus ve düşük büyüme oranlarıyla mücadele eden ekonomiler, benzer bir modeli tartışmaya açabilir. Küresel ölçekte ise bu adım, büyük teknoloji şirketlerinin vergilendirilmesi konusundaki tartışmalara yeni bir boyut ekliyor. OECD'nin küresel asgari kurumlar vergisi anlaşması çerçevesinde, ülkelerin şirket kârlarını daha adil dağıtma çabaları hız kazanıyor. Lee'nin planı, bu küresel eğilimin bir yansıması olarak da görülebilir.
Ancak planın uygulanabilirliği, Güney Kore'nin ihracata dayalı büyüme modeliyle çelişme riski taşıyor. Artan vergiler, şirketlerin yatırım kararlarını olumsuz etkileyebilir ve ülkenin rekabet avantajını zayıflatabilir. Bu dengeyi kurmak, Lee'nin siyasi kariyeri açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güney Kore'deki bu gelişme, Türkiye'nin kendi vergi politikaları ve gelir dağılımı tartışmaları açısından dikkatle izlenmelidir. Türkiye'de de benzer bir bütçe fazlası dağıtım mekanizması zaman zaman gündeme gelmiş ancak hayata geçirilememiştir. Lee'nin önerisi, Türkiye'deki politika yapıcılar için bir referans olabilir. Ayrıca Güney Kore, Türkiye'nin Asya'daki önemli ticaret ortaklarından biri olduğu için buradaki ekonomik politikalar, iki ülke arasındaki ticaret hacmini de etkileyebilir. Özellikle savunma sanayii ve otomotiv gibi sektörlerde işbirliği yapan iki ülke için, Güney Kore'deki vergi artışı Türk ihracatçılarına yeni fırsatlar sunabilir.