Ekvador kıyılarında deniz yüzeyi sıcaklıkları son 10 haftada 2,5 ila 3 santigrat derece arttı. Okyanus ısınması, başta hamsi olmak üzere soğuk su balıklarını daha serin ve besin açısından zengin sulara yönlendirirken, Latin Amerika'nın Pasifik kıyısındaki balıkçılar ağlarını boş çekiyor. El Nino olarak bilinen iklim olayının bölgedeki balıkçılık sektörünü ve gıda güvenliğini ciddi biçimde etkilemesi bekleniyor.
El Nino nedir, balıkları neden kıyıdan uzaklaştırıyor?
El Nino, Pasifik Okyanusu'nun tropikal kesiminde yüzey sularının normalden daha fazla ısınmasıyla ortaya çıkan, küresel hava düzenlerini etkileyen periyodik bir iklim olayıdır. Normal koşullarda Ekvador ve Peru kıyılarına doğru esen güneydoğu ticaret rüzgarları, besin maddeleri bakımından zengin derin su kütlelerini yüzeye taşır. Bu "upwelling" olarak bilinen mekanizma, hamsi ve diğer küçük pelajik balıkların kıyıya yakın alanlarda yoğunlaşmasını sağlar. El Nino yıllarında rüzgarlar zayıflar veya tersine döner; upwelling durur, besin zincirinin temelini oluşturan plankton azalır ve balıklar daha serin, besince zengin güney ya da açık okyanus sularına göç eder.
Son 10 haftada Ekvador açıklarında yüzey sıcaklığının 2,5-3 derece yükselmesi, bu mekanizmanın halihazırda işlediğini gösteriyor. Sıcaklık artışı, hem balık dağılımını hem de deniz ekosisteminin genel dengesini etkiliyor. Uzmanlar, sıcak suyun mercan resifleri ve deniz çayırları üzerindeki baskıyı artırdığını, bunun da ticari değeri yüksek türlerin stoklarını uzun vadede zayıflatabileceğini belirtiyor.
Balıkçılık sektörü ve gıda güvenliği üzerindeki etkiler
Ekvador, Peru ve Şili, dünyanın en büyük balık unu ve balık yağı üreticileri arasında yer alıyor. Bu ülkelerden çıkarılan hamsi, küresel hayvan yemi ve su ürünleri yetiştiriciliği zincirinin kritik halkasını oluşturuyor. Balık sürülerinin kıyıdan uzaklaşması, avlanma maliyetlerini artırıyor; küçük ölçekli balıkçı tekneleri yakıt ve zaman kaybı nedeniyle denize açılmakta zorlanıyor. Boş dönen ağlar, kıyı topluluklarında gelir kaybına ve yerel pazarlarda balık fiyatlarının yükselmesine yol açıyor.
Latin Amerika'da balıkçılık, özellikle kıyı bölgelerinde on binlerce ailenin geçim kaynağı. El Nino dönemlerinde av miktarındaki düşüş, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir kriz riski taşıyor. Hükümetlerin av kotalarını sıkılaştırması, stokların korunması açısından gerekli görülse de balıkçılar için kısa vadeli bir gelir şoku anlamına geliyor. Bazı ülkelerde devlet destekleri ve tazminat programları devreye sokuluyor; ancak bu mekanizmaların kapsamı ve sürdürülebilirliği tartışmalı.
Öte yandan El Nino, sadece deniz ekosistemini değil, kara tarımını da etkiliyor. Aşırı yağışlar, sel ve toprak kaymaları, Ekvador ve Peru'nun iç kesimlerinde tarımsal üretimi tehdit ediyor. Balıkçılık ve tarım üzerindeki eşzamanlı baskı, bölgede gıda enflasyonunu yükseltebilir ve yoksulluğu derinleştirebilir.
Bölgesel ve küresel boyut
El Nino'nun etkileri yalnızca Latin Amerika ile sınırlı değil. Pasifik'teki ısınma, dünya genelinde hava düzenlerini değiştirerek Asya'da kuraklık, Kuzey Amerika'da fırtına ve sel risklerini artırabiliyor. Balık unu ve balık yağı fiyatlarındaki dalgalanmalar, küresel su ürünleri yetiştiriciliği ve hayvancılık sektörlerine maliyet artışı olarak yansıyor. Bu durum, gıda fiyat endeksleri üzerinden enflasyonu besleyen bir kanal oluşturuyor.
İklim bilimciler, El Nino olaylarının şiddetinin ve sıklığının iklim değişikliğiyle birlikte artabileceği uyarısında bulunuyor. Okyanus ısınması, deniz ekosistemlerinin dayanıklılığını azaltırken, balıkçılık yönetimi politikalarının iklim değişkenliğini daha fazla dikkate alması gerekiyor. Uydu tabanlı deniz yüzeyi sıcaklığı izleme ve erken uyarı sistemleri, balıkçı topluluklarının av planlamasını iyileştirebilir; ancak bu teknolojilere erişim ve veri paylaşımı konusunda bölgesel işbirliği sınırlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye doğrudan Pasifik'teki El Nino'dan etkilenmese de gelişme dolaylı küresel yansımalar taşıyor. Ekvador ve Peru'dan sağlanan balık unu ve balık yağı, Türkiye'nin büyüyen su ürünleri yetiştiriciliği ve hayvan yemi sanayisi için hammadde niteliğinde. Arz daralması ve fiyat artışı, Türk üreticilerin maliyetlerini yükseltebilir; bu da iç piyasada balık ve hayvansal ürün fiyatlarını etkileyebilir. Ayrıca iklim kaynaklı gıda fiyat dalgalanmaları, küresel enflasyon üzerinden Türkiye'nin ithalat faturasına yansıyabilir. Uzun vadede, deniz ekosistemlerinin iklime bağlı kırılganlığı, Türkiye'nin kendi balıkçılık ve yetiştiricilik politikalarında iklim risklerini daha fazla hesaba katması gerektiğini gösteriyor.