Hindistan'ın kuzeyindeki Lucknow kentinde binlerce Şii Müslüman, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ve önceki lider Ruhullah Humeyni'nin anısına düzenlenen matem törenlerinde bir araya gelirken, Başbakan Narendra Modi hükümetinin İsrail ile askeri, teknolojik ve diplomatik alanlarda giderek derinleşen işbirliği, ülkedeki Müslüman azınlık ile yönetim arasındaki görünür gerilimi bir kez daha gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Şii Toplumu ve Hint Dış Politikası
Lucknow, Hindistan'daki en büyük Şii nüfusuna ev sahipliği yapıyor ve her yıl Muharrem ayında düzenlenen matem törenleriyle biliniyor. Geçtiğimiz günlerde kentte, İran İslam Devrimi'nin lideri Ruhullah Humeyni'nin ölüm yıldönümü vesilesiyle büyük bir anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte İran yanlısı sloganlar atıldı ve katılımcılar, İsrail ve ABD karşıtı söylemlerle dikkat çekti.
Ancak bu gösteriler, Modi hükümetinin İsrail ile ilişkilerini her geçen gün pekiştirdiği bir döneme denk geldi. İsrail, Hindistan'ın en büyük ikinci silah tedarikçisi konumunda; iki ülke arasında ortak askeri tatbikatlar, savunma sanayii işbirliği ve istihbarat paylaşımı giderek artıyor. Ayrıca Modi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile kişisel dostluğuyla biliniyor ve ikili ilişkilerde Filistin meselesi giderek daha az gündeme geliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran, İsrail ve Hindistan Üçgeni
Hindistan'ın İsrail'e yönelmesi, yalnızca iç politikada değil, bölgesel dengeler açısından da önemli sonuçlar doğuruyor. İran, Hindistan'ın en büyük petrol tedarikçilerinden biri olmasına ve Afganistan'da ortak çıkarları bulunmasına rağmen, Modi yönetimi Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile de ilişkilerini güçlendirerek anti-İran bloğuna yaklaşıyor. Öte yandan Hint Şiileri, kendilerini İran'ın bölgesel politikalarının bir parçası olarak görmese de, dini aidiyetleri nedeniyle İsrail karşıtı söylemleri benimsiyor.
Uzmanlar, bu durumun Hindistan'da toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiğini ve Müslüman azınlığın kendisini daha da dışlanmış hissetmesine yol açtığını belirtiyor. Özellikle son yıllarda Hindistan'da İslamofobik söylemlerin yükselmesi ve Müslümanlara yönelik saldırıların artması, Şiilerin İran sempatisini daha da belirgin kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin hem İran hem de Hindistan ile dengeli bir dış politika yürütme çabası açısından önemli ipuçları sunuyor. Türkiye, İsrail'le ilişkilerde inişli çıkışlı bir seyir izlerken, Hindistan'ın İsrail'le stratejik ortaklığı, Ankara'nın New Delhi ile ticari ve askeri işbirliğini zorlaştırabilir. Ayrıca Türkiye, Hint Şiilerinin Filistin davasına verdiği desteği kendi kamuoyunda bir referans olarak kullanabilir, ancak İran'ın bölgesel nüfuzuyla rekabet halinde olduğu için bu durum ikircikli bir pozisyona yol açabilir. Özellikle Güney Asya'da artan Çin etkisi karşısında Türkiye'nin Hint Okyanusu'ndaki varlığını güçlendirme arayışı, Hindistan ile ilişkilerin önemini daha da artırıyor.