Hong Konglu medya patronu Jimmy Lai'nin oğlu Sebastien Lai ve Myanmar'daki askeri yönetim tarafından tutuklanan gazeteci Min Zin'in ailesi, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in olası Washington ziyareti öncesinde ABD Kongresi'nde düzenlenen oturumda yakınlarının serbest bırakılması için çağrıda bulundu. Sebastien Lai, babasının Hong Kong'da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasının ardından uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini vurguladı. Min Zin'in eşi de benzer şekilde Myanmar'daki tutukluluğun keyfi olduğunu belirterek uluslararası baskı çağrısı yaptı.
Gelişmenin Arka Planı
Jimmy Lai, 2020'de yürürlüğe giren Hong Kong Ulusal Güvenlik Yasası kapsamında "yabancı güçlerle işbirliği yapmak" ve "ayrılıkçı faaliyetlerde bulunmak" suçlamalarıyla 2023 yılında tutuklanmış, ardından 2024'te ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Lai, uzun yıllar boyunca Hong Kong'un en etkili muhalif medya kuruluşu olan Apple Daily'nin sahibi olarak biliniyordu. Gazete, 2021'de hükümet tarafından kapatılmıştı.
Myanmar'da ise 2021 askeri darbesinin ardından birçok gazeteci ve aktivist tutuklanmış durumda. Min Zin, ülkedeki etnik ve siyasi analizleriyle tanınan bir akademisyen ve gazeteci. Askeri yönetim tarafından 2022'de gözaltına alınmış, hakkında "devlete karşı komplo" suçlamasıyla dava açılmıştı. Ailesi, sağlık durumunun kötüleştiğini ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtiyor.
ABD Kongresi'nde düzenlenen oturum, Çin ve Myanmar'daki insan hakları ihlallerine dikkat çekmek amacıyla düzenlendi. Oturumda konuşan kongre üyeleri, Xi Jinping'in Washington'a yapması muhtemel ziyaret öncesinde bu tür baskıcı uygulamaların gündeme getirilmesi gerektiğini ifade etti. Sebastien Lai, "Babam sadece gazetecilik yaptığı için cezalandırıldı. Onun özgürlüğü, Hong Kong'da basın özgürlüğünün de sembolü haline geldi" dedi. Min Zin'in eşi ise "Eşim sadece düşüncelerini yazdığı için hapiste. Uluslararası toplumun sessizliği onu daha da yalnızlaştırıyor" diye konuştu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in Hong Kong'daki baskıcı politikaları ve Myanmar'daki askeri rejime verdiği destek, ABD-Çin ilişkilerinde önemli bir gerilim unsuru. Xi Jinping'in olası Washington ziyareti, iki ülke arasındaki ticaret savaşları ve teknoloji rekabetinin gölgesinde gerçekleşecek. İnsan hakları örgütleri, bu ziyaretin baskı altındaki gazeteciler ve aktivistler için bir fırsat penceresi olabileceğini belirtiyor.
Öte yandan, Myanmar'daki askeri yönetim, Çin'in bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri. Çin, Myanmar'a ekonomik yatırımlar ve silah desteği sağlayarak askeri rejimin ayakta kalmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle Min Zin gibi tutukluların serbest bırakılması için Çin üzerinden baskı yapılması gerektiği savunuluyor. Ancak Çin, iç işlerine karışılmaması ilkesini sık sık vurgulayarak bu tür çağrıları reddediyor.
Uluslararası Af Örgütü ve Sınır Tanımayan Gazeteciler gibi kuruluşlar, son yıllarda Hong Kong ve Myanmar'da basın özgürlüğünün ciddi şekilde gerilediğini raporluyor. Hong Kong'da Ulusal Güvenlik Yasası'nın ardından onlarca gazeteci tutuklanmış, birçok bağımsız medya kuruluşu kapatılmıştı. Myanmar'da ise darbe sonrası en az 100 gazeteci gözaltına alındı, bir kısmı hala cezaevinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hong Kong ve Myanmar'daki gelişmeleri doğrudan taraf olmadan izliyor. Ancak bu tür tutuklamalar, Türkiye'nin de savunduğu basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü ilkeleriyle çelişiyor. Türkiye, son yıllarda Çin ile ekonomik ilişkilerini derinleştirirken, Batı ile insan hakları konusunda zaman zaman görüş ayrılıkları yaşıyor. Xi Jinping'in olası ziyareti, Türkiye'nin diplomatik dengeleri açısından da önemli. Türk dış politikası, hem Çin ile işbirliğini sürdürmek hem de uluslararası hukuk ve insan hakları normlarına bağlı kalmak arasında bir denge gözetmek durumunda. Bu tür davalar, Türkiye'nin uluslararası platformlarda nasıl bir tutum izleyeceği konusunda belirleyici olabilir.