Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi, Hindistan'ın Pakistan ile imzaladığı İndus Su Anlaşması'nı tek taraflı olarak askıya almasını uluslararası hukuka aykırı bularak, Hindistan'ı anlaşma hükümlerine uymaya çağırdı. Mahkeme ayrıca, Hindistan'ın Keşmir bölgesinde inşa ettiği hidroelektrik santrali çalışmalarının da anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerle sınırlandırılması gerektiğine hükmetti. Karar, Hindistan ile Pakistan arasında onlarca yıldır süren su paylaşımı ihtilafında yeni bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
İndus Su Anlaşması'nın Arka Planı ve Hindistan'ın Askeri Hamlesi
İndus Su Anlaşması, 1960 yılında Dünya Bankası'nın arabuluculuğuyla Hindistan ile Pakistan arasında imzalanmıştı. Anlaşma, İndus Nehri ve kollarının sularının paylaşımını düzenliyor ve bölgedeki su kaynaklarının adil kullanımını garanti altına alıyor. Ancak Hindistan, geçtiğimiz yıl Nisan ayında, Keşmir'deki askeri ve siyasi gerilimlerin tırmanması üzerine anlaşmayı tek taraflı olarak askıya aldığını duyurmuştu. Hindistan yönetimi, anlaşmanın revize edilmesi gerektiğini savunurken, Pakistan bu hamleyi uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirerek Lahey'e başvurmuştu.
Mahkeme kararında, Hindistan'ın anlaşmayı askıya almasının yasal dayanağının bulunmadığını, tarafların anlaşmazlıkları çözmek için öngörülen mekanizmaları kullanması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Hindistan'ın Keşmir'deki Kishenganga ve Ratle hidroelektrik projeleri kapsamında yürüttüğü inşaat faaliyetlerinin, anlaşmanın su akışını etkilememe hükmüne aykırı olduğu belirtildi. Mahkeme, bu projelerin tasarım ve işletme koşullarının anlaşma çerçevesinde yeniden gözden geçirilmesini talep etti.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Karar, Güney Asya'nın su güvenliği açısından kritik bir önem taşıyor. İndus Nehri sistemi, Pakistan'ın tarımsal üretiminin büyük bir kısmını besliyor ve ülkenin su ihtiyacının yüzde 80'inden fazlasını karşılıyor. Hindistan'ın anlaşmayı askıya alması, Pakistan'da su kıtlığı endişelerini artırmıştı. Uluslararası toplum, kararın iki ülke arasındaki diyaloğu yeniden canlandırabileceği görüşünde.
Uzmanlar, mahkemenin kararının bağlayıcı olduğunu ancak Hindistan'ın buna uyup uymayacağının belirsiz olduğunu ifade ediyor. Hindistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan ilk açıklamada, kararın ayrıntılı olarak inceleneceği ve gerekli adımların atılacağı belirtildi. Pakistan ise kararı memnuniyetle karşılayarak, uluslararası hukukun üstünlüğünün bir kez daha teyit edildiğini duyurdu. Bu gelişme, bölgedeki su kaynaklarının paylaşımı konusunun yalnızca ikili bir mesele olmadığını, aynı zamanda iklim değişikliği ve nüfus artışı gibi küresel faktörlerle de bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İndus Su Anlaşması kararı, Türkiye'nin sınır aşan su politikaları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, Fırat ve Dicle nehirleri üzerindeki projeleri nedeniyle benzer uluslararası yargı süreçleriyle karşı karşıya kalabilir. Lahey kararı, su anlaşmazlıklarının çözümünde uluslararası hukukun bağlayıcılığını güçlendirirken, Türkiye'nin su diplomasisinde dikkatli bir denge kurmasını gerektiriyor. Ayrıca, karar, su kaynaklarının paylaşımında işbirliğinin önemini vurgulayarak, Türkiye'nin komşularıyla yürüttüğü su müzakerelerinde referans olarak kullanılabilecek bir hukuki çerçeve sunuyor.