Los Angeles'ta geçen yıl yaşanan ve onlarca kişinin ölümüne, yüzlerce evin kül olmasına neden olan orman yangınları söndükten sonra bile tehlikenin bitmediği ortaya çıktı. Yeni bir bilimsel araştırma, yangın dumanının neden olduğu hava kirliliğinin aslında yangınların kontrol altına alınmasının ardından kapalı alanlarda arttığını gösteriyor. California Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, özellikle yangın bölgelerine yakın evlerde, dışarıdaki hava kalitesi iyileşirken iç mekanlardaki partikül madde (PM2.5) seviyesinin yükseldiğini ortaya koydu.
Yangın Sönünce Tehlike İçeri Taşındı
Çalışma kapsamında, yangınların aktif olduğu dönemde ve sonrasında 100'den fazla evde sensörlerle ölçüm yapıldı. Beklenenin aksine, yangınlar söndükten sonra dış havadaki PM2.5 konsantrasyonu hızla düşerken, iç mekanlardaki seviye iki kata kadar arttı. Bunun başlıca nedeni, yangın sırasında evlere sızan kül ve kurum parçacıklarının, daha sonra havalandırma sistemleri ve pencere açıklıkları yoluyla yeniden havaya karışması olarak açıklanıyor. Araştırmacılar, yangın sırasında evlerde biriken toksik maddelerin, özellikle halı, mobilya ve klima filtrelerinde tutulduğunu, bu birikintilerin daha sonra günlük aktivitelerle (süpürme, havalandırma) yeniden havaya dağıldığını tespit etti.
Stanford Üniversitesi'nden çevre sağlığı uzmanı Dr. Sarah Johnson, "İnsanlar yangın geçti diye rahat nefes alabileceklerini düşündüler, ancak asıl tehlike iç mekanlarda başladı" dedi. Araştırma, yangın sonrası en az iki hafta boyunca kapalı alan hava kalitesinin tehlikeli seviyelerde kaldığını ortaya koydu. Bu süre zarfında solunum yolu rahatsızlıkları olan kişilerin hastaneye başvurularında belirgin bir artış gözlendi.
Küresel Isınma ve Sağlık Krizi
Los Angeles yangınları, iklim değişikliğinin orman yangınlarını nasıl daha sık ve yıkıcı hale getirdiğinin bir örneği. Araştırmacılar, yangın sırasında dışarıda biriken dumanın etkisini azaltmak için maske kullanımı ve hava temizleyiciler önerirken, yangın sonrası dönemde kapalı alanlarda havalandırmanın dikkatli yapılması, profesyonel temizlik ve halıların değiştirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Çalışma aynı zamanda hükümetlerin ve sağlık otoritelerinin yangın sonrası dönem için özel kılavuzlar hazırlaması gerektiğini ortaya koyuyor. Zira mevcut uyarılar çoğunlukla yangın anına odaklanıyor, sonrası için ise yeterli bilgi sunmuyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, her yıl hava kirliliğine bağlı 7 milyon erken ölüm gerçekleşiyor. Yangın dumanı, içerdiği karbon monoksit, benzen ve formaldehit gibi toksik maddelerle bu ölümlerin önemli bir kısmından sorumlu. Yeni araştırma, yangınların sağlık üzerindeki etkisini anlamak için kapsamlı bir yaklaşım gerektiğini gösteriyor: Sadece yangın anı değil, sonrası da en az onun kadar riskli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz ve Ege bölgelerinde her yaz orman yangınlarıyla mücadele ediyor. Özellikle 2021'de Manavgat, Bodrum ve Marmaris'te yaşanan büyük yangınlar, yerleşim alanlarına kadar ulaşmış ve benzer bir iç mekan kirliliği riskini gündeme getirmişti. Bu araştırma, Türkiye'deki yerel yönetimler ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) için yangın sonrası hava kalitesi izleme ve halkı bilgilendirme protokollerinin geliştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, yangın bölgelerinde yaşayan vatandaşlara yönelik iç mekan temizliği ve hava temizleyici desteği gibi önlemler, uzun vadeli sağlık etkilerini azaltmada kritik önem taşıyor. Türkiye'nin iklim değişikliği kaynaklı yangın riski arttığı için, bu tür bilimsel bulgulara dayalı afet yönetim stratejileri geliştirmesi hayati bir gereklilik.