Ukrayna’nın Şubat 2025’te Rusya’nın Kursk bölgesinde ele geçirdiği iki Kuzey Koreli savaş esiri, Kiev ile Seul arasında hassas bir diplomatik denklemin merkezine oturdu. Esirlerin, uluslararası hukuk çerçevesinde tarafsız bir ülkeye gitmek yerine Güney Kore’ye sığınmak istemesi, Ukrayna’ya hem insani hem de jeopolitik bir koz kazandırdı. Gözlemcilere göre Kiev, bu krizi Rusya’ya karşı savaşında kritik öneme sahip Güney Kore silahlarının tedarikini hızlandırmak için kullanıyor.
Esirlerin yakalanması ve Güney Kore hedefi
Ocak 2025’te Kuzey Kore, Rusya ile yaptığı gizli askeri anlaşma kapsamında 12.000 askerini Kursk cephesine sevk etmişti. Pyongyang, bu birliklerin ‘uluslararası terörizmle mücadele’ tatbikatına katıldığını açıklasa da, gerçekte Rus ordusunun Ukrayna’ya karşı savaşında destek gücü olarak kullanıldığı ortaya çıktı. İlk çatışmalarda iki Kuzey Koreli asker Ukrayna güçlerince esir alındı. Kimlikleri gizli tutulan askerlerin, sorgulamalar sırasında Rusya’ya iade edilmek istemediklerini ve Güney Kore’ye sığınmak istediklerini ifade ettikleri belirtiliyor.
Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi’nden üst düzey bir yetkili, esirlerin Güney Kore Büyükelçiliği ile temasa geçirildiğini ve sığınma taleplerinin resmen iletildiğini duyurdu. Kiev, bu süreci uluslararası insancıl hukuka uygun yürüttüğünü ve esirlerin güvenliğinin sağlandığını açıkladı. Ancak bu hamle, Seul yönetimini beklenmedik bir ikilemle karşı karşıya bıraktı: Güney Kore, Kuzey Kore’den gelen sığınmacıları kabul ederken, aynı zamanda Ukrayna’ya Rus yapımı mühimmat ve hava savunma sistemleri satmayı da değerlendiriyor.
Askeri işbirliği ve silah pazarlığı
Ukrayna, Güney Kore’den özellikle K239 Chunmoo çok namlulu roketatarları, 155 mm obüs mermileri ve hava savunma sistemleri talep ediyor. Seul yönetimi, ABD’nin baskısına rağmen, Rusya ile ticari ilişkilerini ve Kore Yarımadası’ndaki hassas dengeyi bozmamak adına bugüne kadar Ukrayna’ya doğrudan öldürücü silah satışından kaçındı. Ancak Kuzey Koreli askerlerin Rusya saflarında savaşırken esir düşmesi, Seul’ün bu politikasını yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Uzmanlar, esirlerin Güney Kore’ye iadesinin, Ukrayna’ya 3 milyar dolar değerinde bir silah paketi için yeşil ışık yakabileceğini öne sürüyor.
Güney Kore Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili “mevcut uluslararası yükümlülükler çerçevesinde her türlü insani yardımı değerlendireceklerini” açıklarken, Ukrayna’ya silah satışı konusunda ise “henüz bir karar alınmadığını” belirtti. Ancak diplomatik kaynaklar, Seul’ün esirlerin durumunu bir koz olarak kullanmak isteyebileceği Kiev’in elini güçlendirdiğini ifade ediyor. Gözlemciler, bu durumun Ukrayna’ya sadece askeri malzeme değil, aynı zamanda Rusya’ya karşı uluslararası kamuoyunda önemli bir propaganda avantajı sağladığını vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kore Yarımadası’na etkileri
Kuzey Koreli askerlerin Rusya saflarında savaşması, sadece Ukrayna-Rusya savaşının değil, aynı zamanda Kore Yarımadası’ndaki güç dengesinin de yeniden şekillenmesine yol açıyor. Pyongyang, Moskova’ya asker göndererek uluslararası izolasyonunu kırmayı ve Rusya’dan enerji, gıda yardımı ile askeri teknoloji transferi almayı hedefliyor. Ancak bu işbirliği, Seul’ün güvenlik endişelerini artırıyor; çünkü Kuzey Kore, Rusya’dan edineceği gelişmiş füze ve nükleer teknolojiyi Kore Yarımadası’nda kullanabilir.
ABD, Japonya ve Güney Kore, Kuzey Kore’nin Rusya’ya asker sevkiyatını kınarken, Çin ise bu durumu ‘egemen devletler arasındaki normal işbirliği’ olarak nitelendiriyor. Esir krizi, Seul’ün bir yandan Ukrayna’ya destek verirken, diğer yandan Kuzey Kore’yi yatıştırmak zorunda kalması gibi hassas bir dengeyi yönetmesini gerektiriyor. Eğer Güney Kore, Ukrayna’ya silah satışını onaylarsa, bu adım Rusya’yı daha da kışkırtabilir ve Moskova’nın Kuzey Kore’ye daha fazla askeri destek vermesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem NATO üyesi olarak Ukrayna’ya destek veren hem de Rusya ile dengeli ilişkilerini sürdüren bir ülke. Bu gelişme, Ankara’nın Ukrayna savaşında ‘arabulucu’ rolünü zorlaştırabilir; çünkü Kuzey Kore’nin savaşa doğrudan dahil olması, çatışmanın bölgeselleşme riskini artırıyor. Ayrıca, Güney Kore silah sanayisi ile Türk savunma şirketleri arasında potansiyel bir işbirliği alanı doğabilir. Ancak Türkiye, Rusya ile Karadeniz’deki güvenlik çıkarlarını korurken, bu tür bir krizi kendi lehine çevirmek için dikkatli bir diplomasi yürütmek zorunda kalacak.