Çin Halk Cumhuriyeti'nin Mart 2024'te kabul ettiği ve bu ay yürürlüğe giren Etnik Birlik ve İlerlemeyi Teşvik Yasası, uluslararası kamuoyunda bazı endişelere yol açsa da Pekin yönetimi bu düzenlemeyi etnik azınlıklara yönelik bir baskı aracı olarak görmediğini vurguluyor. Yasa, 1984 tarihli Bölgesel Etnik Özerklik Yasası ile birlikte Çin'in etnik ilişkiler alanındaki temel mevzuatını oluşturuyor. Yeni yasanın temel hedefi, ülkedeki 56 etnik grup arasında güçlü bir topluluk bilinci oluşturulmasını yasal çerçeveye oturtmak.
Yasanın arka planı ve içeriği
Çin Ulusal Halk Kongresi tarafından Mart ayında oybirliğiyle kabul edilen yasa, 1 Haziran 2024 itibarıyla uygulanmaya başlandı. Yasa metninde, etnik gruplar arasında eşitlik, birlik ve karşılıklı yardımlaşmanın teşvik edilmesi; Mandarin Çincesinin ortak dil olarak kullanılmasının yaygınlaştırılması; Çin karakterleri, ulusal marş ve bayrak gibi ulusal sembollere saygının artırılması gibi maddeler yer alıyor. Ayrıca yasa, etnik ayrımcılığı yasaklıyor ve her türlü bölücü faaliyetin önlenmesini öngörüyor.
Pekin yönetimine göre yasa, aslında etnik azınlıkların kültürel mirasını korumayı ve ekonomik kalkınmalarını desteklemeyi amaçlıyor. Örneğin, Tibet ve Sincan gibi özerk bölgelerde altyapı yatırımları, eğitim fırsatları ve sağlık hizmetlerine erişimin iyileştirilmesi yasanın somut çıktıları arasında sayılıyor. Yasa aynı zamanda etnik grupların dillerini kullanma ve geliştirme hakkını da tanıyor; ancak resmi iletişimde Mandarin Çincesinin teşvik edilmesi, bazı çevrelerde asimilasyon endişesi yaratıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yasa, özellikle Batılı ülkeler ve insan hakları örgütleri tarafından Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki uygulamalarla ilişkilendirilerek eleştiriliyor. Bu çevreler, yasanın Uygur Türkleri gibi Müslüman azınlıkların kültürel kimliklerini zayıflatacağını ve Çin'in "transnational repression" (ulusötesi baskı) politikasının bir parçası olduğunu iddia ediyor. Ancak Çin, bu suçlamaları reddederek yasanın tüm vatandaşlar için eşitlik ve birlik sağladığını savunuyor.
Küresel bağlamda, yasa Çin'in etnik azınlık politikalarının uluslararası alanda daha fazla tartışılmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nde konuyla ilgili endişeler dile getirilirken, Pekin yönetimi bu eleştirileri içişlerine müdahale olarak değerlendiriyor. Yasa, aynı zamanda Çin'in komşularıyla olan ilişkilerini de etkileyebilir; özellikle Orta Asya ülkeleri, benzer etnik yapılara sahip oldukları için süreci yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Çin ile ilişkilerinde hassas bir dengeyi temsil ediyor. Türkiye, Doğu Türkistan olarak adlandırdığı Sincan bölgesindeki Uygur Türklerinin durumuna duyarlılıkla yaklaşırken, aynı zamanda Çin ile ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirme stratejisi izliyor. Yeni yasa, Türkiye'nin bölgeye yönelik politikasında daha temkinli adımlar atmasına yol açabilir. Öte yandan, Çin'in etnik birlik vurgusunun Orta Asya'daki Türk cumhuriyetleri üzerindeki etkisi, Türkiye'nin bölgesel nüfuz mücadelesinde dikkate alması gereken bir faktör haline geliyor. Türkiye'nin, BM ve diğer platformlarda konuyu gündeme getirirken, Çin ile ekonomik ortaklığını koruma hedefini gözetmesi bekleniyor.