ABD merkezli Kuzey Kore analiz sitesi 38 North'un direktörü, Kuzey Kore'nin nükleerden arındırılmasının "giderek imkansızlaşan" bir hedef haline geldiğini ve ABD ile müttefiklerinin bu hedefin ötesine geçerek diplomatik çabalarını silah sınırlamaları ve kriz iletişimi konularındaki görüşmelere yöneltmesi gerektiğini belirtti. 38 North direktörü, nükleerden arındırma çabalarının "tarihe meydan okumak" anlamına geldiğini ifade etti.
Arka plan: Nükleerden arındırma çabalarının çıkmazı
Kuzey Kore'nin nükleer programı, 1990'lı yıllardan bu yana uluslararası toplumun en önemli güvenlik sorunlarından biri olagelmiştir. Pyongyang yönetimi, 2003 yılında Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'ndan (NPT) çekilmiş, 2006'da ilk nükleer denemesini gerçekleştirmiş ve o tarihten bu yana aralarında 2017'deki en güçlü denemenin de bulunduğu altı nükleer test yapmıştır. ABD öncülüğünde yürütülen altı taraflı görüşmeler, 2009'da Kuzey Kore'nin masayı terk etmesiyle çökmüş; 2018-2019 yıllarında dönemin ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında yapılan zirveler de somut bir sonuç üretmemiştir.
38 North direktörü, son yıllarda Kuzey Kore'nin nükleer ve füze yeteneklerini önemli ölçüde geliştirdiğini, denetim rejimlerinin etkisiz kaldığını ve nükleerden arındırma müzakerelerinin yeniden başlatılmasının giderek zorlaştığını vurgulamaktadır. Uzman, "Kuzey Kore'yi nükleerden arındırma hedefi, mevcut koşullarda tarihe meydan okumak anlamına geliyor. ABD ve müttefikleri, bu hedefin gerçekçi olmadığını kabul ederek alternatif diplomasi yollarına yönelmelidir" değerlendirmesinde bulunmuştur.
Uzmanın önerdiği alternatif yaklaşım, nükleer silahların tamamen ortadan kaldırılması yerine, silah sınırlamaları (arms control) ve kriz iletişim mekanizmalarının güçlendirilmesine odaklanmaktadır. Bu çerçevede, Kuzey Kore'nin nükleer başlık sayısının dondurulması, füze testlerine moratoryum getirilmesi ve olası bir krizde taraflar arasında doğrudan iletişim kanallarının açık tutulması gibi adımlar önerilmektedir. Bu tür adımlar, tam nükleerden arındırma hedefinin gerçekleşmesi zor görünse de bölgesel istikrarın korunmasına katkı sağlayabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Kuzey Kore'nin nükleer programı, yalnızca Kore Yarımadası'nın değil, tüm Asya-Pasifik bölgesinin güvenlik mimarisini etkilemektedir. ABD'nin bölgedeki müttefikleri Japonya ve Güney Kore, Kuzey Kore'nin nükleer tehdidine karşı savunma harcamalarını artırmakta ve ABD ile ortak askeri tatbikatlar düzenlemektedir. Çin ve Rusya ise Kuzey Kore'ye uygulanan yaptırımların hafifletilmesi çağrısında bulunmakta, bu da Batılı ülkelerle görüş ayrılıklarına yol açmaktadır.
Uzmanların önerdiği silah sınırlamaları yaklaşımı, Soğuk Savaş döneminde ABD ile Sovyetler Birliği arasında imzalanan Stratejik Silahların Sınırlandırılması Antlaşmaları (SALT) ve Stratejik Silah İndirimleri Antlaşmaları (START) gibi modelleri anımsatmaktadır. Ancak Kuzey Kore rejiminin kapalı yapısı ve denetim mekanizmalarına izin vermemesi, bu tür anlaşmaların uygulanabilirliğini zorlaştırmaktadır. Yine de diplomasi çevrelerinde, tam nükleerden arındırma yerine aşamalı ve karşılıklı adımlara dayalı bir yaklaşımın daha gerçekçi olabileceği görüşü giderek ağırlık kazanmaktadır.
38 North direktörünün açıklamaları, ABD yönetiminin Kuzey Kore politikasında bir strateji değişikliğine gidebileceğine işaret etmesi açısından da dikkat çekicidir. Biden yönetimi döneminde Kuzey Kore ile müzakereler neredeyse tamamen durmuş, Pyongyang yönetimi provokatif füze testlerine devam etmiştir. Uzmanın önerileri, gelecekteki olası bir müzakere sürecinde önceliklerin değişebileceğini göstermektedir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kuzey Kore'nin nükleer programı ve nükleerden arındırma tartışmaları, doğrudan Türkiye'nin sınır komşusu olmasa da küresel nükleer düzenin geleceği açısından Türkiye'yi yakından ilgilendirmektedir. Türkiye, NPT'ye taraf bir ülke olarak nükleer silahların yayılmasının önlenmesi rejiminin güçlendirilmesini desteklemektedir. Öte yandan, tam nükleerden arındırma hedefinin gerçekçi olmadığı yönündeki değerlendirmeler, Türkiye'nin de savunduğu "adil ve aşamalı" silahsızlanma yaklaşımıyla örtüşmektedir. Bölgesel güvenlik açısından bakıldığında, Doğu Asya'da istikrarın korunması, Türkiye'nin ihracat pazarları ve tedarik zincirleri için de önem taşımaktadır. Ayrıca, silah sınırlaması modelleri, Türkiye'nin savunma sanayii ve stratejik dengeler açısından dersler içermektedir.