Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast yakınlarındaki bir Protestan mahallesinde, 11 Temmuz’u 12 Temmuz’a bağlayan gece yakılan geleneksel ateşte, Filistin, Suriye, Sudan ve Somali bayraklarının bir kuleye asılıp yakılması büyük tepki çekti. Olay, Orange Order mensuplarının her yıl düzenlediği ‘On İkinci’ kutlamalarının bir parçası olarak gerçekleşti. Görüntüler sosyal medyada hızla yayılırken, Kuzey İrlanda’nın zaten kırılgan olan toplumsal barışına yeni bir darbe vurduğu yorumları yapılıyor. Polis olayla ilgili soruşturma başlattı.
Gelenek mi, provokasyon mu?
Kuzey İrlanda’da Protestanların Katolik Kral II. James’e karşı kazandığı 1690 Boyne Savaşı’nı anmak için her yıl 12 Temmuz’da düzenlenen geçit törenleri öncesinde, mahallelerde büyük ateşler yakılıyor. Bu ateşlerde zaman zaman Katolik ve İrlanda cumhuriyetçi sembolleri yakılsa da, bu yıl ilk kez Filistin ve Afrika ülkelerinin bayraklarının kullanılması dikkat çekti. Uzmanlar, bu durumun Kuzey İrlanda’daki göçmen karşıtı söylemlerin arttığının bir işareti olduğunu belirtiyor. Özellikle son yıllarda Suriye, Somali ve Sudan’dan gelen mültecilerin bölgeye yerleştirilmesi, bazı Protestan mahallelerinde tepkiyle karşılanıyor. Orange Order sözcüsü ise yaptığı açıklamada, olayı kınadıklarını ve bu tür eylemlerin geleneğin bir parçası olmadığını ifade etti.
Kuzey İrlanda’da göçmen nüfusu hâlâ düşük olsa da, Brexit sonrası artan milliyetçi dalga ve İrlanda sınırına ilişkin belirsizlikler, göçmen karşıtı söylemleri körüklüyor. Geçen yıl Belfast’ta sığınmacıların kaldığı bir otelin önünde gösteri düzenlenmiş, polis olaylara müdahale etmek zorunda kalmıştı.
Uluslararası boyut: Filistin bayrağı neden hedefte?
Filistin bayrağının da ateşe verilmesi, olayın sadece yerel bir göçmen karşıtlığı olmadığını, aynı zamanda küresel bir sembolik mesaj taşıdığını gösteriyor. Kuzey İrlanda’daki Protestan toplumun bir kesimi, geleneksel olarak İsrail’e yakın bir duruş sergiliyor. Buna karşın Katolik cumhuriyetçi kesim, Filistin davasına daha fazla sempati duyuyor. Bayrak yakma eylemi, bu ayrışmanın bir yansıması olarak yorumlanıyor. Ayrıca Somali ve Sudan bayraklarının da hedef alınması, bu ülkelerden gelen mültecilere yönelik artan düşmanlığa işaret ediyor. Birleşmiş Milletler ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, olayı kınayarak Kuzey İrlanda makamlarını nefret suçlarıyla mücadelede daha etkin olmaya çağırdı. İngiltere Kuzey İrlanda Bakanı Hilary Benn, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bu tür eylemlerin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kuzey İrlanda’da yaşanan bu olay, küresel düzeyde artan İslamofobi ve yabancı düşmanlığının bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Türkiye, özellikle Filistin davasına verdiği destek ve Suriye’den gelen mültecilere ev sahipliği yapması nedeniyle bu tür sembolik eylemlerden doğrudan etkilenmese de, uluslararası alanda göçmen karşıtı söylemlerin yükselişi Türkiye’nin dış politikasını da yakından ilgilendiriyor. Avrupa’da artan aşırı sağ hareketler, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde ve mülteci anlaşmalarında yeni zorluklar yaratabilir. Ayrıca, Filistin bayrağının hedef alınması, Türkiye’nin savunduğu Filistin davasına yönelik bir provokasyon olarak okunabilir. Bu bağlamda, Türk diplomatik misyonlarının nefret suçları ve ayrımcılıkla mücadelede uluslararası işbirliğini güçlendirmesi beklenir.