Batı Şeria'nın kuzeyindeki Kusra köyünün çevresinde yaşayan Filistinli aileler, yaklaşık bir haftadır evlerinin İsrail güçlerince kuşatma altında olduğunu, ancak asıl tehdidin aylardır militan Yahudi yerleşimcilerin saldırıları olduğunu söylüyor. Reuters'a konuşan köy sakinleri, yerleşimcilerin silahlı saldırılarının zaman zaman ölümle sonuçlandığını, bu saldırılara karşı korunmasız kaldıklarını anlattı. İsrail ordusunun köydeki Filistinli hanelere yönelik kuşatmasının sürdüğü, bölgede tansiyonun yüksek olduğu bildiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Kusra köyü, Batı Şeria'nın kuzeyinde, Nablus kentinin güneydoğusunda yer alıyor. Köyün yakınlarında, Esh Kodesh ve diğer Yahudi yerleşim birimleri bulunuyor. Filistinli sakinlere göre, yerleşimciler aylardır köyün kenar mahallelerindeki evlere, zeytin ağaçlarına ve tarım arazilerine saldırılar düzenliyor. Saldırıların, İsrail güvenlik güçlerinin gözü önünde gerçekleştiği, ancak yerleşimcilerin nadiren gözaltına alındığı belirtiliyor.
Geçtiğimiz hafta, köyün yakınlarında iki Filistinli gencin öldürülmesinin ardından İsrail ordusu bölgede geniş çaplı bir operasyon başlattı. Operasyon kapsamında köyün bazı bölümleri kuşatıldı, evlerde aramalar yapıldı ve bazı Filistinliler gözaltına alındı. Köy sakinleri, aylardır süren yerleşimci saldırılarının ardından şimdi de ordu operasyonuyla karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, Batı Şeria'da son yıllarda yerleşimci şiddetinde artış yaşanıyor. 2023'te yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarında rekor düzeyde artış olduğu kaydedildi. İnsan hakları örgütleri, bu saldırıların çoğunun İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında gerçekleştiğini ve faillerin neredeyse hiçbir zaman yargı önüne çıkarılmadığını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kusra'daki kuşatma ve yerleşimci saldırıları, Batı Şeria'daki artan şiddet sarmalının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu durum, uluslararası toplumun İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin kaygılarını artırıyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları kuruluşları, İsrail'i uluslararası hukuku ihlal etmekle ve Filistinlilere yönelik sistematik şiddeti önlememekle suçluyor.
ABD ve Avrupa Birliği, yerleşimci şiddetini kınayan açıklamalar yaparken, İsrail hükümeti bu tür olaylara genellikle sınırlı tepki gösteriyor. Son olaylar, İsrail'in aşırı sağcı koalisyon hükümetinin yerleşim politikalarını daha da sertleştirdiği bir döneme denk geliyor. Uzmanlar, bu politikaların bölgedeki istikrarı daha da kötüleştireceği ve iki devletli çözüm ihtimalini zayıflattığı görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü desteği her fırsatta vurguluyor. Batı Şeria'daki bu tür şiddet olayları, Türkiye'nin İsrail'e yönelik eleştirilerini güçlendiriyor. Ankara, uluslararası topluma İsrail'in uluslararası hukuka uyması ve Filistinlilere yönelik saldırıların durdurulması çağrısında bulunuyor. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik insani yardım ve kalkınma projelerini sürdürmesi, bu bölgelerdeki istikrarın korunmasına yönelik çabalar arasında yer alıyor. Bu tür gelişmeler, Türk dış politikasının Filistin meselesindeki tutarlı duruşunu pekiştiriyor ve bölgesel dengeler açısından da önem taşıyor.