ABD'nin Kuzey Kayalık Dağları'nda zorlu bir geri dönüş yapan gri kurtlar, şimdi de Kongre'de ilerleyen ve bilimsel gerçeklerden çok yanlış bilgilere dayanan yasa tasarılarıyla yeniden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Çevreciler ve biyologlar, bu düzenlemelerin kurtların korunmasını tamamen ortadan kaldırabileceği uyarısında bulunuyor.
Bilim yerine siyaset: Kurt karşıtı yasa tasarıları
Gri kurtlar (Canis lupus), 1970'lerde Nesli Tehlike Altındaki Türler Yasası (ESA) kapsamına alınarak koruma altına alınmıştı. Bu sayede Yellowstone Milli Parkı gibi bölgelerde popülasyonları yeniden arttı. Ancak son yıllarda, özellikle çiftçi ve avcı gruplarının baskısıyla kurtların koruma statüsünü düşüren yasal girişimler hız kazandı.
Kongre'ye sunulan iki ayrı yasa tasarısı, gri kurtları federal koruma listesinden çıkarmayı ve eyalet yönetimlerine devretmeyi öngörüyor. Bilim insanları, bu hamlenin kurt popülasyonlarını yeniden kırılgan hale getireceğini vurguluyor.
Özellikle Montana, Idaho ve Wyoming gibi eyaletlerde kurt avına izin veren yasalar, hayvanların sayısını hızla azalttı. 2021'de federal listeden çıkarılan kurtlar, bu eyaletlerde yoğun bir av baskısıyla karşılaştı. Sadece Montana'da bir yılda 500'den fazla kurt vuruldu.
Ekolojik dengeden mitlere: Kurtların gerçek hikayesi
Kurt karşıtı söylemler, genellikle hayvanların sığır ve koyun sürülerine saldırdığı iddialarına dayanıyor. Oysa veriler, kurtların çiftlik hayvanlarına verdiği zararın, ABD'deki toplam hayvan kayıplarının yüzde 1'inden az olduğunu gösteriyor.
Daha da önemlisi, kurtlar ekosistemin kilit taşı türlerindendir. Yellowstone'da yeniden ortaya çıkmaları, geyik popülasyonunu kontrol altına alarak bitki örtüsünün iyileşmesini sağladı; kunduz, kuş ve diğer türlerin sayısı arttı. Bilimsel araştırmalar, kurtların ekosistem sağlığı için vazgeçilmez olduğunu kanıtlıyor.
Küresel ölçekte bakıldığında, büyük etoburların korunması biyoçeşitlilik için kritik önem taşıyor. ABD'deki bu gelişme, dünyanın dört bir yanında benzer tehditlerle karşı karşıya olan diğer türler için de endişe verici bir örnek teşkil ediyor.
Yasa tasarılarının Senato'da görüşülmesi önümüzdeki aylarda bekleniyor. Çevre örgütleri, bilimsel verilere dayanmayan bu düzenlemeye karşı hukuki mücadele başlatacaklarını duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bir tartışma, nesli tehlike altındaki Anadolu parsı ve boz ayı gibi türlerin korunması gündeme geldiğinde yaşanıyor. ABD'deki bu gelişme, yaban hayatı yönetiminde siyasi baskıların bilimsel kararları nasıl gölgeleyebileceğini gösteriyor. Türkiye'nin biyoçeşitlilik açısından zengin bir ülke olduğu düşünüldüğünde, kurtlar gibi kilit taşı türlerin korunması ekosistem dengesi için hayati önem taşıyor. Ayrıca, ABD'nin bu konudaki tutumu, uluslararası çevre sözleşmeleri kapsamında Türkiye'nin de taraf olduğu biyoçeşitlilik hedeflerini etkileyebilir.