Suriye'nin kuzeydoğusunda, ağırlıklı olarak Kürt kadınlardan oluşan Halk Savunma Birlikleri (YPJ) mensupları, ülkenin yeni kurulmakta olan ordusuna entegre olma çabası veriyor. Ancak Şam'daki geçiş hükümeti ve müttefikleriyle yürütülen müzakerelerde bu savaşçıların geleceği belirsizliğini koruyor. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bünyesindeki YPJ, bölgede IŞİD'e karşı verilen mücadelede kritik rol oynamıştı. Şimdi ise yeni askeri yapıda kendilerine yer bulamama endişesi taşıyorlar.
YPJ'nin Kökeni ve SDG İçindeki Rolü
YPJ, 2012 yılında Rojava'da Kürt kadınların öncülüğünde kuruldu. Özellikle Kobani, Ayn İsa ve Baghouz muharebelerinde IŞİD'e karşı verilen savaşta hem sahada hem de uluslararası alanda tanındı. ABD liderliğindeki koalisyonun hava desteğiyle SDG'nin en etkili bileşenlerinden biri haline geldi. Kadın savaşçılar, sadece askeri başarılarıyla değil, aynı zamanda bölgede cinsiyet eşitliği ve özyönetim modelinin sembolü olarak da öne çıktı. Ancak Suriye rejiminin çöküşü ve yeni bir siyasi geçiş sürecinin başlamasıyla birlikte YPJ'nin statüsü tartışmaya açıldı.
SDG, Suriye'nin kuzeydoğusunda geniş bir bölgeyi kontrol ediyor ve burada kendi güvenlik güçlerini, mahkemelerini ve yerel yönetimlerini kurmuş durumda. YPJ ise bu yapının ayrılmaz bir parçası. Bugün yaklaşık 20 bin ile 30 bin arasında kadın savaşçının YPJ saflarında yer aldığı tahmin ediliyor. Bu güç, Suriye'nin gelecekteki ordusunda önemli bir aktör olma potansiyeli taşıyor. Ancak yeni savunma bakanlığı ve genelkurmay yapılanmasında Kürt kadın savaşçılara ne şekilde yer verileceği henüz netlik kazanmadı.
Yeni Ordu ve Dışlanma Endişeleri
Suriye'de geçiş dönemi hükümeti, ulusal bir ordu kurma çalışmalarını sürdürüyor. Şam yönetimi, tüm silahlı grupların merkezi orduya entegre edilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak SDG ve YPJ temsilcileri, bu entegrasyonun hangi koşullarda gerçekleşeceği konusunda endişeli. Özellikle Türkiye'nin SDG'yi terör örgütü olarak görmesi ve olası bir askeri müdahale tehdidi, süreci zorlaştırıyor. YPJ sözcüleri, yeni orduda yer almak istediklerini ancak kimliklerinden ve özerk yapılarından vazgeçmeyeceklerini belirtiyor. Buna karşın Şam'daki geçiş yönetimi, ordunun merkezi olması gerektiğini ve ayrı milis yapılarına izin verilmeyeceğini vurguluyor.
ABD'nin bölgedeki varlığını azaltma sinyali vermesi, YPJ ve SDG için kritik bir sorun. Washington, SDG'yi IŞİD'e karşı stratejik ortak olarak görüyordu. Ancak ABD'nin Suriye'den çekilme tartışmaları ve bölgesel önceliklerin değişmesi, Kürt güçlerini yalnız bırakabilir. Avrupa ülkeleri ise YPJ'yi kadın hakları ve güvenlik açısından desteklese de somut askeri ve siyasi garanti vermekten kaçınıyor. Rusya ise Şam yönetimiyle yakın ilişkilerini sürdürerek SDG'nin entegrasyonunu kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalışıyor.
Müzakereler ve Olası Senaryolar
SDG ile Şam yönetimi arasında yürütülen müzakerelerde askeri entegrasyon, özerklik ve yerel güvenlik güçlerinin statüsü gibi başlıklar öne çıkıyor. YPJ'nin tamamen dağıtılması yerine, yeni ordunun bir parçası olarak yapılandırılması en ideal senaryo olarak görülüyor. Ancak Türkiye'nin tutumu bu olasılığı zayıflatıyor. Ankara, SDG'nin PKK'nın uzantısı olduğunu savunarak, yeni orduda yer almasına kesinlikle karşı çıkıyor. Bu durumda YPJ, ya kendi özerk yapısını koruyacak ya da farklı bir siyasi çözüm arayışına girecek. Bölgedeki Kürt siyasi hareketi, federal bir yapı içinde kendi güvenlik güçlerini muhafaza etmeyi hedefliyor.
Uluslararası toplumun tutumu da belirleyici olacak. BM Suriye Özel Temsilcisi, tüm tarafların kapsayıcı bir diyalog içinde olması gerektiğini vurguluyor. Kadın savaşçıların dışlanması, Suriye'de toplumsal cinsiyet eşitliği ve istikrar açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir. YPJ, sadece askeri bir güç değil, aynı zamanda bölgedeki kadın devriminin simgesi. Bu nedenle entegrasyon süreci, Suriye'nin gelecekteki siyasi yapısının demokratik ve çoğulcu olup olmayacağının da göstergesi olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, SDG ve YPJ'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve ulusal güvenlik tehdidi olarak tanımlıyor. Yeni Suriye ordusunda Kürt kadın savaşçıların yer alması, Ankara'nın bölgedeki güvenlik çıkarlarına doğrudan aykırı. Türkiye, sınır güvenliğini korumak için SDG'nin dağıtılmasını veya merkezi orduya tam entegrasyonunu şart koşuyor. Ancak bu entegrasyon, YPJ'nin özerk yapısını koruması halinde kabul edilemez. Olası bir anlaşmazlık, Türkiye'nin bölgede yeni askeri operasyonlar düzenlemesine yol açabilir. Ayrıca ABD ile yaşanan gerilim, Türkiye'nin Suriye politikasını daha da sertleştirebilir.