Bloomberg News Kıdemli Ekonomi Yazarı Shawn Donnan, Bloomberg This Weekend programında yaptığı açıklamada, Brexit ve Başkan Donald Trump'ın ilk seçim zaferinin ardından popülist politikalar, tarifeler ve uluslararası ticareti yeniden şekillendirme çabalarına rağmen küreselleşmenin genişlemeye devam ettiğini söyledi. Donnan, on yıllık bir süre zarfında popülist geri tepmelere rağmen küresel ekonominin entegrasyoninin sürdüğünü vurguladı.
Popülist Dalgaya Rağmen Ticaret Büyüyor
Donnan'ın değerlendirmesine göre, son on yılda yükselen popülist söylem ve korumacılık eğilimleri, küresel ticaretin hacmini daraltmadı. Aksine, mal ve hizmet akışları, yeni ticaret anlaşmaları ve dijital ekonominin genişlemesiyle birlikte çeşitlenerek arttı. Brexit sonrası Avrupa Birliği'nden ayrılan Birleşik Krallık'ın ticaret düzenlemeleri ve ABD'nin Çin'e yönelik tarifeleri, küresel tedarik zincirlerinde bazı değişimlere yol açsa da, toplam küresel ticaret hacmi bu dönemde istikrarlı bir artış gösterdi.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verileri, 2016-2025 döneminde küresel mal ticaretinin yıllık ortalama %3 civarında büyüdüğünü ortaya koyuyor. Bu büyüme, popülist hükümetlerin söylemlerinin aksine, küresel ekonominin hâlâ birbirine bağlı olduğunu gösteriyor. Donnan, şirketlerin tedarik zincirlerini çeşitlendirme çabalarının ticareti tamamen durdurmadığını, sadece yönünü değiştirdiğini belirtiyor. Örneğin, ABD-Çin ticaret savaşı sırasında Vietnam, Meksika ve Doğu Avrupa ülkelerine yönelen üretim, yeni ticaret koridorları oluşturdu.
Küresel Ekonominin Değişen Dinamikleri
Son on yılda küreselleşmenin doğası da değişti. Donnan, dijital hizmet ticaretinin mal ticaretinden daha hızlı büyüdüğünü ve bu alanın popülist politikaların etkisinden daha az etkilendiğini ifade ediyor. E-ticaret, bulut bilişim ve dijital platformlar aracılığıyla sınır ötesi hizmet sunumu, geleneksel ticaret engellerini aşarak yeni bir küreselleşme dalgası yaratıyor. Ancak, bu yeni dinamikler aynı zamanda vergilendirme ve düzenleme konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Bloomberg ekonomisti, Brexit'in Ardından Birleşik Krallık'ın AB ile ticaretinde yaşanan sıkıntılara rağmen, ülkenin hizmet sektöründe küresel bağlarını koruduğunu belirtiyor. Trump'ın ilk döneminde başlattığı tarifeler ve ticaret savaşları, küresel tedarik zincirlerinde kalıcı değişikliklere yol açtı; ancak bu, küreselleşmenin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine, şirketler daha dayanıklı ve çok merkezli tedarik ağları kurarak küresel ekonomiye uyum sağladı.
Donnan'a göre, popülist liderlerin ekonomi politikaları kısa vadeli olsa da, küresel ticaretin itici güçleri—teknoloji, ulaşım maliyetlerindeki düşüş ve yükselen piyasalardaki orta sınıfın genişlemesi—daha güçlü. Özellikle Asya, Afrika ve Latin Amerika'daki orta sınıf tüketiciler, küresel mal ve hizmet talebini artırarak küreselleşmeyi besliyor. Bu demografik ve ekonomik eğilimler, kısa vadeli siyasi dalgalanmalardan daha kalıcı etkiler yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küreselleşmenin popülist baskılara rağmen direnç göstermesi, Türkiye ekonomisi için kritik bir pencere sunuyor. Türkiye, gümrük birliği ve stratejik konumuyla küresel tedarik zincirlerinde alternatif bir üretim üssü olma potansiyelini koruyor. Ancak son yıllarda artan korumacılık ve jeopolitik riskler, Türkiye'nin ihracat pazarlarında dalgalanmalara yol açabilir. Özellikle AB ve ABD ile ticaret ilişkilerinde istikrarın korunması, küreselleşmenin sağladığı fırsatlardan yararlanmak için önemli. Türkiye, dijital hizmet ticareti ve yeşil enerji gibi yeni küreselleşme alanlarında reform yaparak rekabet gücünü artırabilir.