Dünya Ticaret Örgütü'nün ev sahipliğinde düzenlenen bir panelde, Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanı Shri Piyush Goyal, Singapur Başbakan Yardımcısı ve Ticaret ve Sanayi Bakanı T.H. Gan Kim Yong, DP World Grup CEO'su Yuvraj Narayan ve Kanada Uluslararası Ticaret Bakanı T.H. Maninder Sidhu, küresel ekonominin karşı karşıya olduğu kendi kendine yeterlilik arayışının ticaret üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Panelde, ülkelerin tedarik zinciri güvenliğini sağlama çabalarının yarattığı ödünleşimler ele alındı.
Kendi Kendine Yeterlilik Eğiliminin Arka Planı
Son yıllarda Kovid-19 salgını, jeopolitik gerilimler ve iklim değişikliği gibi faktörler, ülkeleri kritik mal ve hizmetlerde dışa bağımlılığı azaltmaya yöneltti. Hindistan'ın 'Atmanirbhar Bharat' (Kendi Kendine Yeterli Hindistan) girişimi, imalat ve tarımda yerli üretimi artırmayı hedefliyor. Singapur ise gıda güvenliği için '30 by 30' planıyla 2030'a kadar ihtiyacının yüzde 30'unu yerel üretimle karşılamayı amaçlıyor. Kanada, kritik mineraller ve enerji alanında tedarik çeşitlendirmesine gidiyor. DP World gibi küresel lojistik devleri ise bu eğilimin liman yatırımları ve ticaret akışları üzerindeki etkilerini yönetmeye çalışıyor.
Panelde konuşan Bakan Goyal, Hindistan'ın ticaret anlaşmalarını çeşitlendirirken aynı zamanda yerli üretimi güçlendirdiğini, ancak bunun izolasyonizm anlamına gelmediğini vurguladı. Singapur Başbakan Yardımcısı Gan Kim Yong, küçük ve açık ekonomilerin kendi kendine yeterlilik politikalarının küresel ticaret kurallarını zayıflatmaması gerektiğini belirtti. Kanada Bakanı Sidhu, kurallara dayalı ticaret sisteminin korunmasının önemine işaret etti. DP World CEO'su Narayan ise özel sektörün altyapı yatırımlarıyla tedarik zinciri dayanıklılığına katkı sağlayabileceğini söyledi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kendi kendine yeterlilik politikaları, küresel ticaretin geleceği açısından kritik bir dönemeçte. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, 2023 yılında küresel mal ticareti hacmi yüzde 1,7 daraldı. Uluslararası Para Fonu, ticaret kısıtlamalarının artmasının küresel büyümeyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, bölgesel ticaret anlaşmaları ve dost ülkelere yakınlaşma (friend-shoring) eğilimi hız kazanıyor. Hindistan, BAE ve Avustralya ile kapsamlı ekonomik ortaklık anlaşmaları imzaladı; Singapur, dijital ekonomi anlaşmalarına öncülük ediyor; Kanada ise Indo-Pasifik stratejisi kapsamında ticaret ortaklıklarını genişletiyor. Bu gelişmeler, küresel ticaretin yeniden şekillendiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda benzer şekilde yerli üretim ve tedarik zinciri güvenliği politikalarını öne çıkarıyor. Özellikle savunma sanayii, enerji ve gıda alanlarında kendi kendine yeterlilik hedefleri, dış ticaret açığını azaltma çabasıyla birleşiyor. Ancak Türkiye'nin ihracat odaklı büyüme modeli, küresel ticaretteki korumacılık eğilimlerinden olumsuz etkilenebilir. AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve yeni ticaret anlaşmaları, bu dengede kritik rol oynuyor. Hindistan ve Singapur gibi ülkelerin deneyimleri, Türkiye'nin sanayi politikaları ve ticaret diplomasisi için dersler içeriyor. Küresel tedarik zincirlerindeki kayma, Türkiye'yi bölgesel bir üretim üssü haline getirme fırsatı yaratabilir; ancak bunun için istikrarlı bir makroekonomik ortam ve güçlü lojistik altyapı şart.